Bugün; 17 Ekim 2026, Cumartesi
UFUK TURUNA YASİN AKTAY DAMGA VURDU
Tarih : 2014.05.08  19:03:33
Alanya Bera Otel’de başlayan 11. Ufuk Turu Toplantıları’nın ilk oturumu, Prof. Dr. Yasin Aktay’ın başkanlığını yaptığı, "Küresel Yönetişim ve Sorunları" ana başlığı ile yapıldı.
Alanya Bera Otel’de başlayan 11. Ufuk Turu Toplantıları’nın açılıtan soraki ilk oturumu Prof. Dr. Yasin Aktay Başkanlığında 'Küresel Yönetişim ve Sorunlar' ana başlığında yapıldı. Oturuma "biz de dünyayı etkileyebiliriz, şayet etkilemeyecek olsa idik Allah bizi bu dünyaya neye gönderdi sorusunun cevabı olmazdı" diyen Yasin Aktay damga vurdu.

Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Yasin Aktay'ın üstlendiği oturumda, Prof Dr. Bekir Parlak, Prof Dr. İbrahim Erol Kozak ve Doç. Dr. Mehmet Akif Kireççi konuştu. Küreselleşmenin artık sosyolojik bir hadise olduğunu söyleyen Yasin Aktay, Ufuk Turu toplantılarının önemine vurgu yaptı. Aktay, “Bu toplantılarının çıkış noktasının Konya olması da ayrıca sevindiricidir, Allaha hamdediyoruz. Küreselleşme kavramı artık değişti. Küreselleşme sosyolojik bir hadisedir. Bu yüzden dünyada olup bitenlere lakayt kalamazsınız . Küresel dünyada herkes sonucu etkileyebilecek imkana ve alana sahiptir. Dünyayı birileri istediği gibi yönetiyor, yönetmeye çalışıyor ama dünya onların istediği gibi gitmiyor” dedi.

Yasin Aktay sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dünya değişmezse bu dünyada ne işimiz var diyen Aktay, “Allah bu dünyayı değiştirebilecek yetiyi bize vermiştir. Bu toplantıların yeni dünya düzeninde çok büyük önemi var. Ortada bir peynir var da eğer kedi yoksa işkillenmek lazım. Kedi yoktu ama bir anda ortaya çıktı. Kapitalizm bizim için çalışmıyor. Bizim kendi aramızda birbirimize tuttunmak, güçlü olmak ve dünyaya güçlü mesajlar vermemiz gerekir diye düşünüyorum.

Küreseleşmede siz de dünyayı etkileyebilirsiniz ama istediğiniz yöne yönlendiremezsiniz. İstediğiniz yöne yönlendirmek için stratejik davranmak gerekiyor. Güçlü sivil toplum yapısı güçlü dengeye meydan okuma şansı tanır. Ancak aynı sivil toplum yapısının Türkiye devletine ve Türkiye halkına tehdit oluşturmasını büyük bir esefle gördük. Son aylarda Türkiye büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. İnsan her zaman imtihan halindedir. İnsan başarıları kendinden bilirse en büyük ihanet içindedir demektir.

Dünya küreselleşirken, küreselleşmenin getirdiği yeni kurumlar var. Küreselleşme ile beraber yeni bir trend var oluştu. Ülkeler maddi yönden ilerlerken diğer yönden de insan hakları ve hukuk sisteminde de ilerleme gerekir.

Dünya süper güçlerinin bize reva gördüğü şey Sisi'lerdir. Ukrayna'da yaptıkları da ortada. Türkiye'de de gezi olayları ile aynı şeyi yapmak istediler ama yapamadılar.

Mısır'la Türkiye'yi aynı kategoriye koyanlar Mısır'daki katliamların suç ortağıdır. Mısır'da Ramazan gününde sadece meydanda toplandılar diye insanları katlettiler. Binlerce insan zindanlara atıldı. 9 dakikada binden fazla insana idam cezası verdiler. Binlerce insan yurduna giremiyor. Böyle bir ülke yönetimi ile Türkiye yönetimini aynı kategoriye koymak büyük bir saygısızlık, büyük bir terbiyesizliktir. Mısır'daki darbeyi destekleyenler, Türkiye'de olan bütün darbeleri de destekleyenlerdir.  Bunlar Türkiye'de olan 27 Mayıs darbesini, 80 ihtilalini 28 Şubat Post modern darbesini destekleyenlerdir.

Bunlara karşı bizim de birbirimizle çok sıkı birlik ve beraberlik içinde olmamız gerekir. Allah akibetimizi hayırlı kılsın." 

'Küresel Yönetişim'  hakkında konuşan Prof Dr. Bekir Parlak,  “Bütün dünyayı göz önüne aldığınız zaman görebiliyoruz ki, bütün çalışmalar bizim üzerimizedir. Yönetişim bu bakımdan önemli ve STK'lara burada çok büyük işler düşmektedir. Yönetişimin en önemli katmanı katılımcılıktır. Küreselleşme dünyanın üzerindeki çatının kalkmasıdır. Türkiye bölgesel güç olma yolunda ama prangalardan kurtulamadık. İnanıyoruz ki, prangalarımızdan kurtulup patikalardan otobana çıkacağız." dedi. 

Parlak sözlerini şöyle bitirdi: "Dünya bize musahhar, Mazlumlar bize yar, Ah edilen yer bize diyar, Bizar bırakanlar bize ağyardır. En iyi yönetim bize kendimizi yönetmesini öğretendir."

'Ortak insani değerler krizi' başlığını ise Prof Dr. İbrahim Erol Kozak anlattı. Kozak, “Geleneksel toplumlarda birey kavramı gelişmemiştir. Geleneksel ahlakın önemli bir kusuru da geleneklerin merkezindedir. Sorgulama ve eleştirinin kapıları açık değildir. Bireyi farklı alanlarda kategorize edersek yönetişim anlayışını oluşturacak bireyleri yetiştirmenin kolay olmadığını göreceğiz. Yönetişim paradigmasına akil bireyler yetiştirmek lazım” diye konuştu.

0turumun, 'Dünyadaki güç dengelerinde kaymalar ve yeni dengeler' konusunu da Doç. Dr. Mehmet Akif Kireççi sundu. Kireççi konuşmasında şunları söyledi:

"Şu andaki dünya dengesi 2. dünya savaşından sonra kurulan dünya düzenidir. Aslında bunun temeli 1500 lerde atıldı. Batılı Ülkeler dünyada süper güç olmadan önce 1200 lerde dünya merkezinde Çin vardı, bir de İslam medeniyeti denilen bu bölge vardı. O zaman merkezde Avrupa ülkeleri yoktu. Haçlılar da bu bölgelere haçlı seferleri ile geldiklerinde yüksek bir medeniyet gördüler. Haçlı askerlerinin bir çoğu Ortadoğuda tüccar oldu. Bu tarihten sonra bu bölge önce Selçuklular, sonra da Osmanlılar tarafından bloke edldi.

Bunun üzerine Avrupalılar, Afrika'ya ulaştılar ve sömürmeye başladılar. Önce Portekiz, sonra İspanya, daha sonra da Fransızlar ve İngilizler Afrika'yı işgal ederek sömürge yönetimleri kurdular. Daha sonra Almanya'nın süper güç olmasını önlemek için 1. dünya savaşı çıkardılar. Bu savaşa biz de girdik ve yenildik.

1970 lerde dünya büyük bir kriz yaşadı. 2000 yılında da Avrupalılar doların çökeceği endişesi ile euroya geçtiler. Hemen arkasından 2001 yılında ABD'de Dünya Ticaret Merkezine saldırı oldu. Bunu bahane eden ABD, Irak ve Afganistan'ı işgal etti. ABD'nin yıllık Pentagon bütçesi 700 milyar dolardır.

Komünist Çin'in süratle kapitalistleştiğini görüyoruz. Böyle devam ederse Çin ekonomik olarak dünyaya hakim olacak. İkinci güç Hindistan olacaktır.

ABD'ye ekonomik anlamda en büyük meydan okuma Avrupalılardan gelmektedir. Ama Avrupa ekonomisinin problemi patent üretiminde zayıf olmasıdır. Ayrıca Çin meydan okuyabilir. Türkiye'nin meydan okuma yönünden doğal kaynakları ve ekonomisi yeterli değildir. Petrolümüz yok. O zaman tarıma, toprağa ve suya büyük önem vermeliyiz. 

Askerin siyasetten uzaklaştırılması yönünde olumlu adımlar atıldı ama siyasetten tamamen arındırılması için STK'lara büyük görev düşüyor. Yönetimer STK'ları değil, STK'lar yönetimleri yönlendirmelidir."

Toplantılar Cuma günkü oturumlarla devam edecek.

Bu haber toplam 1781 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
KÜLTÜR-SANAT

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi