HER DÜŞÜNÜR TANRI KAVRAMINA İLGİ DUYAR
Taşdelen, İslam dininde ise Allah’ın vasıfları ve varlığı konusunda bilgilerin Kur’an’dan alındığını ve Allah inanışının bu çerçevede oluştuğunu belirtti. İhlâs Suresinde, “doğmamış, doğurmamış, tek, eşi ve benzeri olmayan, her şeye gücü yeten ve hiçbir şeye muhtaç olmayan” bir Allah’tan bahsedildiğini, İslam filozoflarının da bu veriler ışığında bir Tanrı tanımı yaptığını belirten Taşdelen, yapılan bu tanımların tam olarak Tanrıyı tanımlamadan uzak olduğunu ancak bunların dışında da bir tanımlamanın da insan idrakiyle mümkün olmayacağını söyledi. İnanç sahibi olsun veya olmasın her düşünürün mutlaka ruh ve Tanrı kavramına ilgi duyduğunu inanç sahibinin yaratıcı olarak Tanrı’yı kabul ettiğini, inanmayanın ise yine yaratıcı gücü kabul ettiğini ancak buna başka bir isim vermeyi tercih ettiğini söyledi. İnsanların tarih boyunca kendilerine “nereden geldik, nereye gidiyoruz, niçin yaratıldık” gibi sorular sorduğunu ancak bunun cevabını da ancak akıl, zaman ve mekân dairesi içerisinde cevapladığını söyleyen Taşdelen, metafiziğin konusunun akıl, zaman ve mekân dışındaki olgulara yönelik olduğunu, bunu da ancak aralarında anlaştıkları dilin yeterliliği ölçüsünde cevaplayabildiklerini belirtti.
BATI ALA ARAYIŞ İÇERİSİNDE
Batıda yazılan romanlarda sık sık “Sen Tanrıya İnanıyor musun?” repliğinin geçtiğini belirten Doç. Dr. Vefa Taşdelen, İslam dünyasında yazılan kitaplarda ise bu tür repliğe rastlamadığını belirtti. Bunun sebebini de İslam dünyasında bulunan “gaibe iman” düsturu ile açıkladı.
İslam dünyasında Tanrı inancının içselleştirildiğini ve günlük hayatın her safhasında görüldüğünü belirten Taşdelen, “hırsızlık yapmam çünkü Allah’tan korkarım”, “iftira atmam, hak yemem, kötülük yapamam” gibi çeşitli söylemlerin arkasında Allah korkusunun yattığını, batının ise bu konuda halen bir arayış içerisinde olduğunu belirtti. Programın sonunda TYB Konya Şubesi adına Katılım Belgesi’ni Taşdelen’e Prof. Dr. Köksal Alver takdim etti.

