Bugün; 20 Haziran 2018, Çarşamba
Kime ya da Neye "Ilımlı İslam”?
Tarih : 2018.06.01  16:50:06
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

Dönem dönem bazı merkezler, bazı ülkelerin istihbarat servisleri, gerçekliği ters yüz etmek için sahte tartışmalarla sürekli gündemi belirleme çabalarına girebiliyorlar. Oysa tarih bize göstermektedir ki “güneş balçıkla sıvanmaz” ve gerçek gündem, günü geldiğinde çok acı bir şekilde kendini ortaya koyar.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz.

  Bu duruma verilebilecek somut örneklerden biri “ılımlı İslam” tartışmalarıdır. Batı’daki yakın dönemdeki gelişmeler, Batı ve insanlık için korkunç risklere gebe iken, gündeme sürekli “ılımlı islam” tartışmaları sokuluyor. Batı, 2. Dünya savaşı öncesinde, kendisi ve insanlık için yaratmakta olduğu tehdidi görmeyip, sürekli Yahudiliği tartışması gibi, şimdi de girmekte olduğu zifiri karanlığı, neo-nazizmi, neo-faşizmi görmeyip, “ılımlı islam”ı tartışıyor. 300 Fransız, esasen birer Batı hastalığı olan şiddeti ve Yahudi düşmanlığını teşvik ettiği gerekçesi ile Kur’an’dan bazı ayetlerin çıkarılması için bildiri imzalıyor. Ama aynı aydınlar, ABD’nin büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasına tepki gösteren Filistinli sivillerin üzerine İsrail’in,  hukuku, uluslararası toplumu ve insanlık vicdanını hiçe sayarak soykırım yaparcasına doğrudan ateş etmesine, onlarca sivili şehit etmesine, binlercesinin yaralanmasına çok sessiz. Oysa bundan daha büyük şiddet, ırkçılık, İslam ve insanlık düşmanlığı olabilir mi?

  Ilımlı İslam’dan kasıt, din adına teröre başvuran, yaşadıkları coğrafyada hiçbir insani, ahlaki, vicdani, İslami sınır tanımayıp her türlü teröre başvurabilen örgütlerle mücadele edilmesi ise, böyle bir mücadeleye akıl sahibi hiç kimse karşı çıkmaz. Ama bu ihtiyacı ılımlı İslam ihtiyacı olarak değil, terörle mücadele olarak adlandırmak gerekir. Terör ne adına yapılırsa yapılsın terördür. Kavramsallaştırmayı doğru yapmak gerekir. Nitekim, son zamanlarda artan Hristiyanlık kaynaklı terörist hareketler “ılımlı Hristiyanlık” olarak tartışılmıyor. Keza İsrail’in, BM kararlarına ve insanlık vicdanına karşı on yıllardır Filistinlilere yönelik uyguladığı şiddet ve terör “ılımlı Yahudilik”e duyulan ihtiyaç bağlamında değerlendirilmiyor.

Uygulamaya bakıldığında “ılımlı İslam” söyleminden kastedilenin teröre karşı çıkmak olmadığı daha net görülüyor. Amaç terörü mahkum etmek olsa, dinler, ideolojiler ya da esasen büyük çoğunlukla emperyalist arayışlardan, her nereden gelirse gelsin, teröre karşı ortak bir tutum belirlemek zor değildir. 

Fiiliyatta olana, hangi ülkelerin ya da istihbarat merkezlerinin sahada nasıl bir tutum sergilediklerine, kimlere destek verdiklerine bakıldığında, “ılımlı İslam” söylemi emperyalist çıkarları gölgelemenin, masum ülkelerin yerüstü ve yeraltı kaynaklarının çalınmasını, işgali, ölümleri, zulümleri, yurtlarından sürülmeleri gizlemenin bir aracı olarak kullanılıyor. Emperyalist ülkeler kendi çıkarları için Ortadoğu’da at koştururken, bu coğrafyanın insanları ve ideolojileri yine suçlu olarak gösteriliyor.

Coğrafyanın insanlarının kendilerinin sömürülmelerine neden izin verdikleri, kendilerinden kaynaklanan sorunlar kuşkusuz değerlendirilmelidir. Ama onlar üzerindeki küresel emperyalist arayışları da açığa çıkarmak gerekiyor.

FETÖ, DEAŞ, PKK, PYD gibi terör örgütlerinin ilişkiler ağına, sahip oldukları silahlara bakıldığında, bu örgütlerin bazı Batılı istihbarat örgütleri ile iç içe oldukları ortaya çıkıyor.

Bazı Batılı ülkeler, kendi halklarının bile onaylamayacağı şekilde, Müslüman ülkelerdeki baskıcı yönetimlerle iş tutmaktan hiç geri durmuyorlar. Çoğu Batılı ülke, İsrail dışında Ortadoğu’da adeta hiçbir demokratik gelişmeyi desteklemiyor. Ülkesinde onca katliam gerçekleştirmiş Mısır yönetimi ile hiçbir sorunları yok. Halklarına karşı iktidarlarını sürdüren bazı monarşiler ile de gayet iyiler. Bu çerçevede bir ülkeye “artık kadınlar araba kullanabiliyor” diye övgüler yağdırırken, ilk seçimini 1876’da yapmış, demokrasi tarihi pek çok Batı ülkesinin tarihinden eski olan, kadınlarının seçilme hakkını, yine pek çok Batı ülkesinden önce, 1934’de elde ettiği Türkiye’ye ağır eleştiriler/iftiralar yöneltebiliyorlar.

Bazı Batılı ülkelerin Ortadoğu politikalarına bakınca, Ortadoğu’da halkı, tarihi, coğrafyası ile barışık, uzun yüzyıllar boyunca bir medeniyet birikimine sahip ana akımların değil, marjinal, köksüz, mezhepçi, halkı ile savaşan kesimlerin istendiği gibi bir algı oluşuyor. Belki de bu nedenle, Mısır ve bazı körfez monarşilerinde olduğu gibi, halkına rağmen iktidarlarını sürdüren kişi ve rejimler kutsanırken, Türkiye ve Tayyip Erdoğan gibi halkı ile barışık, demokratik rejim ve kişiler şeytanlaştırılmaya çalışılıyor.

Bazı Batılı ülkelerin ve merkezlerin uygulamadaki bu tutumlarını görünce ılımlı İslamdan anladıkları ya da bekledikleri, halkına zalim, ama kendilerine ılımlı bir anlayış olsa gerek. Ülkesinde ve bölgesinde Batılı operasyonlara sessiz, emperyalist amaçlara kayıtsız kalan yönetimler “ılımlı”, buna direnen kişiler ve rejimler “katı”, “diktatör”!.. Özetle, Batıdaki bazı merkezler için ılımlı, ülkesinin insanları/Müslümanlar için zalim ve hain..

Uluslararası bazı merkezler, Ortadoğu’da köksüz, halkı tarafından meşru görülmeyen yönetimleri, yeni çıkmış terör örgütlerini desteklemeyi kendileri açısından daha kazançlı görebilirler. Oysa uzun vadede Batı’daki özgürlükçü ve çoğulcu kesimler için de, Ortadoğu halkları için de, insanlık âlemi için de doğru ve faydalı olan, köklü bir geleneğe sahip demokratik, çoğulcu ve özgürlükçü yöntemleri ve yönetimleri desteklemektir. Bir medeniyet geleneğine dayanmayan köksüz, nevzuhur, yeni çıkmış, çoğu kez bazı Batılı merkezler tarafından desteklenen terörist hareketler üzerinden köklü medeniyet birikimi olan ülkeleri ve hareketleri ortadan kaldırma çabası değil. Böyle bakılırsa, bugün balkanlarda ve Ortadoğu’da çatışan tarafları uzun yüzyıllar, “pax ottomana” ile barış içinde bir arada yaşatabilme deneyimine sahip Türkiye’nin yapabileceği çok önemli katkılar vardır.

 

Bu haber toplam 224 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
GÜNCEL

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi