Bugün; 01 Ekim 2020, Perşembe
ERSÖZ: YAŞADIĞIMIZ DARBELER DIŞ DESTEKLİDİR
Tarih : 2019.12.23  14:14:04
Birlik Vakfı Konya Şubesi’nin “Her Hafta Birlikteyiz” konferanslarına konuk olan Eğitimci-Yazar Salih Sedat Ersöz, 1876 yılından 15 Temmuz’a kadar Türkiye’de gerçekleşen darbeleri anlattı.

Birlik Vakfı Konya Şubesi’nin, “Her Cumartesi Birlikteyiz” konferanslarının bu haftaki konuğu Eğitimci-Yazar Salih Sedat Ersöz oldu. Ersöz, “1876’dan 15 Temmuz’a Darbeler” başlıklı konferansında Türkiye tarihinde gerçekleşen darbeleri anlattı.

Darbe ve muhtıranın tanıtımını yaparak ve darbelerin ortak özelliklerini sayarak sözlerine başlayan Ersöz, dış destekli yapılan darbelerin tek gayesinin İslam’ı ve milli iradeyi yok etmek olduğunu vurgulayan Ersöz, Türklerin Anadolu topraklarında bulunmasını hazmedemeyen dış güçlerin Türkleri önce zayıflatıp sonra da bölüp parçalayarak bu topraklardan atmak için Sultan Abdülaziz döneminden beri çeşitli sebeplerle darbeler yaptığını söyledi.

Türkiye’de dış destekli ilk darbenin 1876 yılında Sultan Abdülaziz’e, sonra da 1909 yılında 2. Abdülhamit Han'a karşı yapıldığını dile getiren Ersöz, “Bugün nasıl birileri çıkıp doğuda kendi devletimizi kuracağız diyorsa 31 Mart vak'asından önce de benzer ortamlar hazırlanmış, aynı dış güçlerin etkisiyle Balkanlarda yaşayan Müslümanlar özerklik adı altında isyana teşvik edilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti içeride ve dışarıda Yahudiler, Ermeniler ve tüm Batılılarla birlikte Abdülhamit hanı devirmek için harekete geçti. Abdülhamit Han 2. Meşrutiyeti ilan etmek zorunda kaldı, akabinde 31 Mart olayları çıktı. Olayları bastırmak bahanesi ile Selanik'tan Hareket Ordusu'nu İstanbul'a sevk ettiler. Yıldız Sarayı basıldı. Aldülhamit Han hâl edildi ve Selanik’e gönderildi. Daha sonra Osmanlı Trablusgarp ve Balkan savaşlarına sokuldu. Bu da yetmedi Birinci dünya savaşına girildi. Böylece koca İmparatorluğun sonu hazırlandı."

Bâb-I Âli Baskını ile Sultan Vahdettin'e yapılan darbeyi de anlatan Salih Sedat Ersöz, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti döneminmdeki darbelere değinerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1950’ye kadar tek partili dönem vardı. 1946 yılında kurulan Demokrat Parti, 50’de seçimi kazanıp hükümeti kurunca darbe girişimine maruz kaldı ama o girişim önlendi. 1957’den sonra ülke karışmaya başladı. Öğrenci olayları başladı, 58’den itibaren darbe konuşulur oldu. 27 Mayıs 1960’ta askeri darbe yapıldı. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes’in idamından 1 ay sonra seçim yapıldı. Seçimden askerlerin istediği sonuç çıkmayınca rahatsız oldu ve bir kere daha darbe planları yapıldı. İsmet İnönü'nün Başbakanlığında CHP ile AP koalisyon hükümeti kurulunca bu darbe planı da uygulanmadı. Buna rağmen hükümet içinde hala rahatsız olanlar vardı. Bunlardan biri olan Talat Aydemir iki defa darbeye teşebbüs etti ama başarısız olunca idam edildi.

12 Mart 1971 muhtırasından sonra yavaş yavaş anarşi olaylarında artış yaşanmaya başlandı. 1977 den sonra anarşi çok büyük hız kazandı. Taksim, Çorum, Maraş ve Sivas olaylarında yüzlerce kişi can verdi. Eski Başbakanlar, Bakanlar, Milletvekilleri, Belediye Başkanları ve Gazeteciler öldürüldü. Her gün onlarca kişi can veriyordu. O dönemde aynı kaynaktan hem sağ, hem solcu gençlere silah verilip çatıştırıldı. Ordu, anarşiyi bahane ederek 80 ihtilalini yaptı. 80’de çok din adamı zulüm gördü. İhtilalin acı sonuçları oldu. Özellikle Diyarbakır Cezaevi işkencenin merkezi oldu. Adeta orada pkk nın altyapısı oluşturuldu.

95 seçimlerinde Refah Partisi birinci parti oldu ama iktidarı vermemek için önce Anayol Hükümeti kuruldu. Bu hükümet 3 ay sonra düşünce Refahyol hükümeti kuruldu. Hükümetin yaptığı olumlu faaliyetler özellikle havuz sistemi, memur ve işçi maaşlarına yapılan %100 ü aşan zamlar ve kurulan D8 ler birilerini rahatsız etti. 28 Şubat'ı tezgahladılar. İHL’lerin orta kısımları kapandı, bütün İslami faaliyetler sona erdi, başörtülülere düşmanlık başladı. Öyle ki başörtülüler hastanelere bile alınmadı. Öğrenciler başörtüsü eylemleri yaptı. Darbecilerle birlikte hareket eden FETÖ başörtüsü teferruattır diyerek bu eylemleri kırmaya çalıştı. Bu süreçte fetönün  bir tek okuluna bile dokunmadılar. Bu dönem, Tek Partili dönemden sonra TC tarihinin en büyük zulüm dönemidir.

27 Nisan E muhtıra olayı da bir darbe girişimidir. MİT MÜsteşarının gözltına alınmak istenmesi, 2013 gezi olayları, 17-25 Aralık olayları ve MİT tırlarının durdurulmasından sonuç çıkaramayan FETÖ, 15 Temmuz’da kalkışma yaptı. 15 Temmuz, kendilerine Yurtta Sulh adı verilen Fetöcü grubun yaptığı kesin bir darbe girişimidir. 15 Temmuz Sadece darbe değil aynı zamanda bir işgal girişimidir. O gece Tayyip Bey'in halkı meydanlara davet etmesi, halkın meydanlara inmesi hesaplarında yoktu. 15 temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı PKK da ülkeyi bölmek için hazır bekliyordu. Ama ne kazandık? 15 Temmuz'un karanlık gecesinden 16 Temmuz'un nurlu sabahına ulaştık  ve 2. Çanakkale Zaferini kazandık. O gece Allah bu milletin kalbinden ölüm korkusunu kaldırdı. Allah bu millete bir darbe daha göstermesin.” 

Yoğun ilgi gören konferansın sonunda Birlik Vakfı Konya Şube Başkanı Abdi Parlak, Ersöz’e günün anısına tablo takdim etti.

Bu haber toplam 6593 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
GÜNCEL

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi