Konya Aydınlar Ocağı’nın Fıkıh Sohbetleri devam ediyor. Tefsir ve Hadis Uzmanı Muammer Koşdaş, imanın büyük bir nimet olduğunu ve imanımızı güçlü tutmak için büyük çaba sarfedilmesi gerektiğini belirterek “Müslümanın yapması gereken şey iman ipine sıkı sıkıya sarılarak takvada yarışmaktır” dedi.
Sille Kültür Evi’nde her Salı akşamı saat 19.30’da başlayan Fıkıh Sohbeti’nde Araf Suresi’ni tefsir etmeye devam eden Muammer Koşdaş Hoca, seksen sekizinci ayetten başlayarak Şuayip Aleyhisselam’ın, kıssadan hareketle “Biz sadece Allah'a dayanırız. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet. Çünkü sen hükmedenlerin en hayırlısısın” duasını hatırlattı. Şayip’in, kavminden ileri gelen kibirlilerinin “Ey Şu'ayb! Ya mutlaka seni ve seninle beraber inananları kentimizden çıkarırız, ya da dinimize dönersiniz!” demeleri üzerine yukarıdaki duayı okuduğunu ifade eden Koşdaş Hoca, imanın güzellikleri ve faydalarından bahsetti.
“Hayatta malınıza, mülkünüze, mevkinize, ailenize, çocuklarınıza ve yakınlarınıza güvenmeyiniz. Sadece Allah’a güveniniz ve O’ndan yardım bekleyiniz” diyen Koşdaş Hoca, peygamberler ile birlikte o topluluğa sıkıntı ve buhranlı günler gönderildiğini ve imtihandan sonra refah ile bolluk günlerinin geldiğini kaydetti. İmanın büyük bir nimet olduğunu sözlerine ekleyen Koşdaş Hoca, 94’den 100’üncü ayete kadar olan meali şöyle okudu:
“Biz hangi ülkeye bir peygamber gönderdiysek, onun halkını -yalvarıp yakarsınlar diye mutlaka yoksulluk ve darlıkla sıkmışızdır. (94)
Sonra kötülüğü değiştirip yerine iyilik (bolluk) getirdik, nihayet çoğaldılar ve: “Atalarımıza da böyle darlık ve sevinç dokunmuştu.” dediler ve hemen onları, hiç farkında olmadıkları bir sırada ansızın yakaladık. (95)
(O) ülkelerin halkı inanıp (Allah'ın azabından) korunsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar açardık; fakat yalanladılar, biz de onları kazandıklarıyla yakaladık. (96) Acaba o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler? (97)
Yoksa o ülkelerin halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken onlara azabımızın gelmeyeceğinden emin mi idiler? (98)
Allah'ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah'ın tuzağından emin olmaz. (99)
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne vâris olanlara hâlâ şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık! Biz onların kalplerini mühürleriz de onlar (gerçekleri) işitmezler. (100)”
276 defa okundu...









Salih Sedat ERSÖZ
Mehmet Emin Parlaktürk
Ömer Lütfi ERSÖZ
Mustafa Balkan
Yücel Kemendi
Adem Seleş
Cemil Paslı
Aşık Ataroğlu
Cemaleddin Sancar
Kazım Öztürk
1.573
2.2030
Yeni tasarımımızı nasıl buldunuz?
