Bugün; 19 Ağustos 2017, Cumartesi
Ahmet EFE
Metni küçült
Ahmet EFE
Cümle Kapısı
Bizim “Ankâ”mız Ebâbil’dir!
Tarih : 2016.05.09  09:47:00
Bizim “Ankâ”mız Ebâbil’dir. 
 
Şirk, inkâr ve tuğyanın üstüne bir azap yağmuru gibi iner taşlarımız! 
 
Ashâb-ı Fil’i nasıl yenilmiş ekin yaprağı gibi yerlere sermişsek biz, başka zâlimleri de benzer akıbete uğratırız.
 
Değdiği yeri delip geçen kurşun misli kelimelerimiz vardır bizim. Müstebitlerin suratına çarpılmış kezzap gibi şiirlerimiz vardır.
Harflerimizin her biri kıyama kalkmış bir ordudur ve “Allahuekber!” deyip yürüdüğünde hiç bir dağ önünde durmaya güç yetiremez. Mızraklarımız gökyüzüne direktir ve harbelerimiz yalancı peygamberlerin bağrına saplanıp durmaya devam eder.
 
Bizim “Ankâ”mız Ebâbil’dir. 
 
Sûre-i Fil’de uçuşur bölük bölük ve küfrün ciğerlerini sökeriz!
Kimdir özgürlüğümüze karşı çıkan? Kimdir hürriyetimize kastedip saldıran? Bizim Kâbe’mizi yıkmaya hangi filin gücü yetebilir? Gülüp geçeriz hepsine. 
 
Ebrehe ve askerleri değirmen taşı gibi büyümüş gözlerle bakar bize. Deniz yönünden bölük bölük, taraf taraf, akın akın geliriz biz. Biz Ebâbilleriz. Üç taş taşırız her birimiz. Biri gagamızda, ikisi pençeleşmiş ayaklarımızdadır ve onları azap kamçıları gibi fırlatırız zalimler üstüne. Şaşırıp kalır, neye uğradıklarını anlayamazlar. Taşlarımızın değdiği her vücut delik deşik olup çürür ve serilir kara taşlar üstüne. 
Biz Rabbin ordularıyız. Rabbin ordularının sayısını kim bilebilir? 
 
Bizim “Ankâ”mız Ebâbil’dir. 
 
Rabbimizin beytine tecavüze kalkışanların mabetlerini yerle bir eder, Rabbimizin asıl mabetleri olan kalplere hücum eden iblisleri soluksuz bırakırız.
 
“Rabbin evi gönüllerdir / Gönüller yapmaya geldik” deriz ve gönüller kırmaya gelenleri şiddetle sarsarız. Zulmü yıkıp hâk ile yeksân ederiz de Hakkın sancağını yükseltiriz arz üzerinde. 
 
Kor parçası kumlar üstünde sırtı dağlanan ve göğsü üzerine kızgın taşlar konularak işkence edilen Bilalleri, Kâbe’nin damında ezan okumaya muktedir kılan Rabdir bizim Rabbimiz. 
 
Ve biz soyu tükenmez ankâlarız! 
 
Bizden kim usanası?..
 
Nûh’un Gemisi
O’dur masalları hiç bitmeyen zümrüd-ü ankâ. Gagası bin nağme salan hümâ. Kafdağı’ndan yüksek uçan O’dur.
 
O’dur odamın ışıyan mumu, gecemin çerağı, rûhumun kandili. Ocağım ve bucağım O’dur.
 
Yürürse çayır çimen koşar peşinden, Hızır gibi... Uzatsa avucunu, her pınardan âb-ı hayat akar. Bengisu O’dur. Dudağının değdiği bir kâse olmak için toprak kesilir has bedenli güzeller. Güzellik mülkünün nazlı padişahı O’dur.
 
O’dur tüm çâresizlerin çâresâzı, taze ağaçların tomurcuğu, bulutların bereketi. Bulut ve yağmur O’dur.
 
Sırça gibi kırılmış gönülleri onaran el, çölde ansızın esen yel, gülşende gül, gülde bülbül, bülbülde dil O’dur.
 
Âh O’dur yâri yâr eden, Leylâ’yı Leylâ, Mecnûn’u Mecnûn eden. Âh O’dur taşı yakut, çakılı mercan eden.
 
Ayın, yüzüne hasret kaldığı sevgili O’dur. Özün özü, sözün sözü, yolun yolu O’dur.
 
Bir kuğu şarkısıdır şarkısı...
İsa nefesli O’dur ve Musa sesli O’dur. O’dur İbrahim’in putlar boynuna inmiş baltası. Şuayb’ın sevinci, Hûd’un kıvancı, Lût’un ümidi O’dur!
 
O’dur Nûh’un gemisi!..
Bu makale toplam 2361 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları
YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi