Bugün; 19 Temmuz 2019, Cuma
Aşık Ataroğlu
Metni küçült
Aşık Ataroğlu
Yüzden, Gözden, Öze mi? Özden, Gözden Yüze mi?
Tarih : 2015.11.09  14:36:53

OZAN GÖZÜYLE

OZAN SÖZÜYLE

 

Sevgili dostlar, bir zamanlar eşimin rahatsızlığı nedeniyle hem nörolok hem de pisikiyatri uzmanı olan ve tavsiye üzerine gittiğim bir dotorun odasındayız. Tanışma ve rahatsızlığımızı anlatma faslından sonra muayene faslına geçildi. Doktor bey elinde bir aydınlatıcı ile bizim hastanın gözlerine bakmaya başladı. Hastaya gözlerini kırpmadan karşıya bak demesinden sonra bir kaç dakika gözlerine ışık tutarak muayene etti.

Yerine oturdu ve ağır deprasyon teşhisini koyduktan sonra nasıl bir yol izleyeceğini anlattı sonra da reçeteyi yazdı.

Doktor bey bütün bunları yaparken ben bir yere takılıp kalmıştım. Unutmamak için sık sık dilimde dolaştırıyordum. Doktor beye mutlaka sormalıydım. Takıldığım hareket,doktorun pisikiyatri uzmanı olması ama sanki göz doktoruymuş gibi bizim hastanın gözlerini muayene etmesiydi.

Reçeteyi aldıktan sonra doktor beye " Hocam biz size ruhi sıkıntılarımızın tedavisi için geldik ama siz hastamızın gözlerini muayene ettiniz" dedim.

Doktor bey gülümsedi " Ben adamı gözlerinden tanırım" diyerek hem nükte yaptı hem de biz hastamızın gözlerinden ruhunu seyrederiz dedi. Sonrada izah etti.

Ben hem tatmin olmuştum hemde çok duygalanmıştım. O anda da üstadımın bir eserinde geçen, gözler ruhun penceresi cümlesi aklıma gelivermişti.

Yolda ve eve geldikten sonra bu olayı aklımdan atamadım. Atamadığım gibi göz ile yüz ile öz ile bu zamana kadar neler duymuşsam, okumuşsam hepsi dizildi.

Gözler ruhun aynasıdır. Yüze söze değil öze bakmak gerek. İnasını ele veren gözleridir. Gözler yalan söylemez. Özü sözü bir insan. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Lafla peynir gemisi yürümez. Kabukla uğraşmayın esas siz öze bakın. Ya göründüğün gibi ol ya olduğun gibi görün. Görünüşe aldanmayın. Adamın eli yüzü nurlu. Kalbi de düşman dili dost amman. Yüz güzelliği değil huy güzelliği versin gibi.......

Durup düşünüyorum, kişiler, sözlerinden, yüzlerinden, gözlerinden tanınamaz mı? Sözler, yüzler, gözler aldatıcımı. Bir başka söyleşiyle kişileri; görmeden dinlemeden süzmeden anlayabilirmiyiz.

Peşinen söyleyeyim ben anlayamam ama gerçekten gönül erleri vardır sanki karşısındaki kişiyi manevi bir ultrasyon gibi tarar ve tanırsa da ona da itiraz edecek donanıma sahip değilim. Yalnız, toplumumuz içinde her kimle konuşsan dürüst ve başkalarını eleştirmede üstümüze yok. Eleştirilerin hemen hepsi kişilerin özüyle sözünün bir olmayışı. İnsanların konuşurken çok tatlı ve güzel konuştukları ama konuştukları gibi yaşamadıkları yakınmalarımız bitmek bilmiyor.

Dostlar, yalan da değil hani." Eğri oturalım, doğru konuşalım" diye bir deyimimiz var. Keşke eğri oturalım doğru konuşalım değilde hem doğru otursaydık hem de doğru konuşsaydık. Çünki doğru oturamayan, doğru da konuşamaz bana göre. Bana göre oturmak sadece bir şekil değil, bir duruştur.

Hemen yine konumuza dönersek, aslında matamatikteki toplama veya çıkarma işlemlerinin sağlaması gibi alttan üste doğru da olsa, üstten alta doğru da olsa aynı çıkmalı. Yani özden söze göze yüze veya yüzden göze söze öze doğruda olsa aynı olmalı. Özden yüzü, gözden özü görebilmeliyiz.

Belki bir zamanlar görülebiliniyordu veya görebilenler çoğunlukta idi. Böyle gözlere sahip çok insan vardı. Öğretim ve eğitim bu gözleri yetiştirebiliyordu.

Televizyon kanallarının çoğalmasıyla da diziler filimler güldürü programaları şov programları yayın akışını doldurdu. Böyle programların artmasıyla da  bu programlarda rol alacak aktörlerde arttı. Bu programlar ister istemez bizleri etkiledi. İki yönde;birincisi aktörlüğe özendirdi, ikincisi de kişilerin rol icabı ağlamaları gülmeleri acaba bu hallerini gerçek hayatta da uygularlarmı algısı oluşturdu. Kişiler bir birine takılırken güvensizlik göstergesi olarak argo bir şekilde " hadi len artist"  sözleriyle de teyit etti.

Aslında dostlarım " küpün içinde turşu varsa dışına da turşu kokusu sızar" derler büyüklerimiz. Kişiler ne kadar kendini gizlemeye çalışsada sözleri, gözleri ve yüzü o'nu ele verir. Tabi ki kişileri dış görünüşü ile yargılayamaz ve değerlendiremeyiz ama  görünüm de önemli. Görünüm derken giyinişinden davranışlarına kadar.

Bazı dostlarımın, bazı kişiler için sen onun görünüşüne bakma çok delikanlı, muhterem, candan birisi dediklerine çok rastladım. Doğrudur ama bende diyorum ki yahu dışı da içi gibi temiz düzenli bakımlı olsun. Güzel' temiz bir ruha, derli toplu bir beden yakışmaz mı. İnandık, kalbi temizdir öyleyse niçin görünümü de temiz olmasın.

Diğer taraftan baktığımızda hani derler ya " Dışı pırıl pırıl, karnı gurul gurul"da olmasın. Dışı pırıl pırıl ise içi de pırıl pırıl olsun. Karnı gurul gurul ise dışını pırıldatmakla içinin boşluğunu saklamasın.Dışında bakınca yeşil türbe içine girince tövbe Allahım tövbe olmasın.

Kişilerin böyle olmasında yönetenlerin, yönetildiğimiz sistemin, eğitim sistemimizin, siyasilerin bol vaadlerde bulunup sözlerini tutmayışlarının etkisi yokmu dersiniz. Olmaz olurmu hemde çok etkisi var ama ya kendi davranışlarımıza ne dersiniz etrafımıza, ailemiza, çocuklarımıza karşı.

Dostlar, muhabbeti biraz dağıttık gibi geliyor size ama ben bir olay daha anlatarak hem muhabbeti toplamak hem de bitirmek istiyorum. Geçen hafta oğlum, baba dedi hadi sanayiye gidelim de benim arabanın kalöriferi ısıtmıyor baktıralım dedi ve gittik. Önce tamirciye onun yönlendirmesiyle de radyötörcüye gittik. Radyötörcü, radyötörün tıkalı olduğunu makinaya bağlayıp ilaçlı suyla açılabileceğini söyledi. Netice de açıldı.

Sordum öğrendim ki ilaçlı ve sıcak suyu makina vasıtasıyla radyötörün içinden geçirip devir daim ettiriyormuş. Böylece de radyötörün petekleri ezik veya çok tıkalı değilse açılabiliyormuş.

Hemen kafama dank etti. İnsanlarında kalpleri bir radyötör misali açılabilir mi? Acaba içinden ilaçlı su devir daim ettirilse diye düşündüm.

Neden olmasın dostlar, imandan daha iyi bir ilaç olabilir mi? Allahın doksandokuz ismini dilimizden, kalbimizden geçirip devir daim yaptırabilsek. Açmadığı kapı, kilit kalırmı. Çözülmedik kireç, temizlenmedik kir, pislik kalırmı? Kalmaz elbette.

İşte o zaman içten dışı, dıştan da içi rahatlıkla görebiliriz. Yani yüzüne bakınca özünü görebilir, anlayabiliriz. Hani demişler ya her işin bir püf noktası var.

Var, var olmasına da mesele o makinaya bağlanmakta ve bağlanınca da sabır ve sebat etmekte. Bizlerin insan olarak radyötörden şanslı bir yanımız var. Radyötörü makinaya bir usta bağlaması gerekiyor. Biz kendi kendimizi bağlayıp çözebiliyoruz. Aslında bağlandığımız sonrası serum hortumlarını çekip atmamak için bir mürşide de ihtiyacımız yok değil. Mevlanalar, Abdul Kadir Geylaniler, Şahı Nakşı Bendiler daha nice mürşit ve gönül erlerine ihtiyacımız yok değil. Onlar yanımızda ve başımızda olsalarda ilacın dozajını ayarlasalardı keşke.

Özü sözü bir kullardan eylemesi temennilerimle hoşça kalın can dostlarım.

B E L L İ   O L U R

 

Hasretlik çekenin yükü

Göz yaşından belli olur

Sevdaya düşenin hali

Bakışından belli olur

 

Demet demet kucak kucak

Kucağımı tutar sıcak

Gül saklansa köşe bucak

Kokuşundan belli olur

 

Turna gezerken havada

Bülbül başlarken feryada

Keklik öterken kayada

Sekişinden belli olur

 

Sırrın sakla yele verme

Avcı tuzağına girme

Ceylanlar gözüne sürme

Çekişinden belli olur

 

ATAROĞLUM biter şafak

Dön ardına yıllara bak

Hazan günü ağaç, yaprak

Döküşünden belli olur

Bu makale toplam 1489 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi