Bugün; 18 Aralık 2017, Pazartesi
Cemil Paslı
Metni küçült
Cemil Paslı
Sosyal, siyasi, hukuki, kültürel problemlerimiz için ‘kök hücre kaynağımız’ var mı?
Tarih : 2017.08.11  15:58:13

cmpasli@gmail.com

Bilim adamları, hamile kadınlarda ceninin annesinin kalbini koruduğunu,  gönderdiği hücrelerle  kalp dokusunun yenilenmesine yardımcı olduğunu, hasarlı beyin, karaciğer ve akciğer dokularını tedavi ettiğini,  göğüs kanserine karşı koruduğunu ispat ettiler.

Yeni ve en kıymetli canlıyı Rabbim annelerin vücudunda büyütürken mükafat olarak tüm vücudu yeniden ve birlikte doğuma hazırlıyor.

Sünnetullah’ta yer alan bu tıbbi gerçeği farklı bir konu için güzel bir misal yapmak mümkün bence.

Toplumlar, devletler de insan gibi.

Peki toplum ve devletler için ‘kök hücre’ tedavisi mümkün mü?

Bunun mümkün olduğuna inananlardanım.

Yüce Allah insanı kendine halife olarak yaratarak ödüllendirdi.

Bu halifeyi 124 bin Peygamberle eğitti.

Hz. Muhammed (s.a.v.) zincirin son halkası idi.

‘’Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim (Muvatta, Husnü'l-Hulk, 1.)’’ sözüyle 123.999 Peygamberin getirdiği ahlak binasının son çiviyi çakarak, mührü vurmuş, hatem-ül enbiya olarak noktayı koymuştu.

Bu noktayı tarif ederken de ‘’Benim hilafetim 30 yıldır, daha sonra ısırıcı bir saltanat gelecektir.(Ebû Dâvud, Sünnet 9 (4648, 4647); Tirmizî, Fiten 48, (2227).’’

Peygamberimiz kendi dönemi, 4 halife ve Hz. Hasan’ın 6 aylık dönemini hilafet olarak zikrediyor, sonra ısırıcı bir saltanatın geleceğini bildiriyordu.

‘’Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Anası onu (karnında) güçlükle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Onun ana karnında taşınması ile sütten kesilme süresi otuz aydır. Nihayet insan olgunluk çağına ulaşıp, kırk yaşına geldiğinde der ki: “Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine şükretmemi ve senin hoşnut olacağın faydalı işler işlememi nasip et! Benim neslimden gelenleri de salih kimseler yap. Doğrusu ben tevbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten sana teslim olanlardanım.”Ahkaf,46/15

Ben İslam toplumunun yaşadığı bu 30 yıl ile her insan hayatında yaşanan 30 ay arasında bir alaka olduğunu düşünüyorum.

Bir ümmet şekillenirken yaşadığı süre olan 30 yıl ile bir insanın şekillenirken yaşadığı süre olan 30 ay aynı hakikate işaret ediyor.

Peki Peygamberimizin size sağlam bir kulp bırakıyorum dediği Kur’an ve onun  yaşanmış bir formatından ibaret olan Sünnet-, Seniyye’nin kıyamete kadar insanların yaşadığı problemler için kök hücre gönderme imkan ve ihtimali var mı?

‘’Allah'ın öteden beri işleyip duran sünneti/kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.’’ Fetih, 48/23

‘’ Daha önce gelen (münafıklar) hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın.’’ Ahzab, 33/62

‘’Bu nefretlerinin sebebi yeryüzünde büyüklük taslamaları ve hileli düzen kurmalarıdır. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp kuşatmaz. Onlar, evvelkilerin (başlarına gelen azap) kanunundan başka bir akıbet mi bekliyorlar? Allah'ın kanununda asla bir değişiklik göremezsin! Allah'ın kanununda herhangi bir sapma da bulamazsın!’’ Fatır, 35/43

Bu gün insanlar olarak bizler siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik, pedagojik v.b. tüm konularda yaşadığımız sıkıntılarda kıyamete kadar yetecek şekilde kök hücreyi kendisinde barındıran asr-ı saadete müracaat etmek zorundayız.

Peygamberimiz; Hayatın mikro/makro tüm alanlarına dair kendi hareketlerinin yanında kendisinden çnceki  Kur’an-ı Kerim’in kıssalarını bizzat anlattığı diğer Peygamberlerle ve kendisinden sonra Raşit Halifelerle destekleniyor, hiçbir kafa karışıklığına meydan verilmeyecek tarzda AYRINTILI BİR HAYAT MODELİ sunuyordu.

Misal vermek gerekirse;

1.İman ve Sıddıkiyet alanında, öncesinde Atası Hz. İbrahim ve İsmail’le desteklenirken, sonrasında Ebu Bekir Sıddık ile güçlendiriliyordu.

2.Adalet, devlet ve teşkilat alanında, öncesinde Süleyman kardeşlerinin mirasını zirveye taşırken, sonrasında Hz. Ömer’ül Faruk ile kesin hatlar çiziliyordu.

3.Ahlak, haya, cömertlikte, öncesinde Yusuf ve Şuayip’le  öncülerinin yolunu kemale erdirirken, sonrasında Hz. Osman-ı Zinnurreyn ile resim tamamlanıyordu.

4.İlim ve şecaatte, öncesinde Davut ve Musa ile önü açılırken, Hz. Ali efendimizle son şekli veriliyordu.

Yani 23 yıllık Peygamberlik hayatı ‘’ ... Artık bugün inkârcılar dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, bana karşı gelmekten sakının. İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm'ı beğendim/seçtim. Kim günaha meyletmeksizin açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, haram olan etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.’’ Maide, 5/3 ayetiyle kıyamete kadar beşeriyetin tüm problemlerini çözecek, dünya ve ahiret mutluluğuna kefil ‘’kök hücreleri’’ garanti etti.

Bunun en bariz delili de Rabbimiz, (‘’ Muhammed, sadece bir Peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse (bilsin ki), Allah'a hiçbir şekilde zarar veremez (kendisine zarar verir). Allah, şükredenlere karşılığını verecektir.’’ Al-i İmran,3/144) ayetiyle Peygamberin elçiliğinin süreli/geçici, getirdiği, kurduğu, yaşadığı/yaşattığı sistemin Kur’an-ı Kerim ışığında kıyamete kadar geçerli, daimi, canlı olduğunu ifade etmiştir.

Tabii ki insanın büyüdüğü ve geliştiği gibi toplumlar ve milletler gelişiyor, problemler çeşitleniyor, ama sünnetullah aynı, sistem aynı, birey aynı, aile kavramı aynı, ihtiyaçlar aynı.

“İbn Haldun’un hedefi, “masal”cıların masallarını yakmaktır.”, “çağını anlamak için eğilir tarihe. Çünkü her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır.”Bu hayat tecrübesi de hiç şüphesiz bir kültür ve medeniyet ortamında oluşacaktır. Onun amacı rivayet etmek için tarih yazmak değildir. Onun yaptığı kendisindeki önceki büyük tarihçilerin hata yaptıklarını gördükten ve hesaba katmadıkları başka bir bilimin kuralları olduğu bilincine vardıktan sonra onu aramaya koyulmaktır. Çünkü “onun nazarında tarih küllî bir ilimdir.” Yine ona göre “tarih, siklet merkezliği yapan bir bilgidir.” İbn Haldun “tarihin bir ilim olduğunu, geçmişi bilmekle insanların hali değerlendirebileceklerini söylemektedir. İbn Haldun bir su damlası nasıl diğer su damlalarına benzer ise bir milletin geleceği de geçmişe aynen benzer demektedir.”

27 Nisan 2017 de ‘’kök hücre’’ marifetiyle bu ‘’YENİLENME’’ işleminin nasıl olacağını anlattım.

(ŞİMDİ SİSTEMİ FORMATLAMA ZAMANI http://www.cemilpasli.com/siyaset/simdi-acil-sisteme-format-zamani )

Dünya ve ahrette huzur ve mutluluk isteyen insan/toplum/devletler için tüm problemlerin çözümüne yetecek ‘’kök hücre’’ deposu olan Asr-ı Saadet’i  araştırmalı, öğrenmeli, incelemeli.

Zira Rabbim Ahsen-i Takvim ve Üsve-i Hasene olarak bir kulunu bizler için eğitti, yetiştirdi, hüsn-ü misal yaptı.

Ne mutlu çareyi yanlış yerde aramak yerine Rahmet Hazinesinden istifade eden bahtiyarlara.

 

Bu makale toplam 343 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları
YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi