Bugün; 17 Temmuz 2019, Çarşamba
Kazım Öztürk
Metni küçült
Kazım Öztürk
ÖZTÜRKÇE
Vicdani Ret ve Bedelli Askerlik
Tarih : 2011.11.20  14:31:50

kazimoturk49@hotmail.com 

Zaman zaman; “bedelli askerlik çıkacak mı? Çıkmayacak mı?” soruları gündemi meşgul eder. Yine gündemde bu konu var. Sanırım önümüzdeki haftanın gündemini, “bedelli” oluşturacak gibi görünüyor. Bedelli ile vicdani ret arasında ne gibi ilişki var? Vicdani ret konusunun kısa bir tarihçesini vermekte yarar var diye düşünüyorum. Bu konuyu netliğe kavuşturunca hükümetlerin neden; “bedelli askerlik” diye bir meseleyi gündeme getirdikleri daha iyi anlaşılır.    

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin, vicdani retçi Osman Murat Ülke ile ilgili AİHM kararını uygulamayan Türkiye’yi, “Aralık ayına kadar düzenleme yap” diyerek uyarması, hükümeti harekete geçirdi.

         Adalet ve Milli Savunma bakanlıkları, konuyla ilgili başlattıkları çalışmada son aşamaya geldi.
Türkiye’nin öncelikle 1930 tarihli Askeri Ceza Kanunu’nun 2000 yılında yenilenen “emre itaatsizlik” düzenlemelerini değiştirmesi bekleniyor. Bu yapılırken, vicdani retçilere sürekli cezalandırma ya da haklarında dava açılması yerine askerliğe alternatif hizmet yaptırılması konusunda formül geliştirilmesi düşünülüyor.

         Vicdani ret, bir bireyin politik görüşleri, ahlaki değerleri veya dini inançları doğrultusunda zorunlu askerliği reddetmesidir. Vicdani retçiler kendilerini antimilitarist ya da pasifist olarak tanımlayabilmektedirler.

En çok karşılaşılan ret sebepleri şunlar:

Düşman olsa bile insan öldürmeyi ahlaki bulmamak, hiyerarşik ve statü yapılandırmalarında yer almayı ahlâki bulmamak, güncel sorunlardan dolayı o ülkenin silahlı birliğinde bulunmayı ideolojik ve dini inanca aykırı bulmak.

Vicdani reddin geçmişi ilk devletlerin kuruluşuna kadar uzansa da resmileşmesi yirminci yüzyılın başlarına denk gelmektedir. Mesela; İngiltere 18. yüzyılda Quaker inancına sahip olanları zorunlu askere alınmadan muaf tutmuş ve 1916'da da vicdani reddi anayasasına dahil etmiştir. İngiltere'yi 1917'de Danimarka, 1920'de de İsveç izlemiştir. Ayrıca pek çok ülke 17 ve 18. yüzyıllardan itibaren askerliği zorunluluk değil, gönüllülük esasına dayalı uyguladığı için etkin olarak vicdani ret diye bir tanımlamaya gerek duymamıştır. Etkin olmasa da yasal olan bu durumun değişmesine I. Dünya Savaşı ile zorunlu askerlik uygulamasının yeniden getirilmeye çalışılması sebep olmuştur. Vicdani ret hakkı, günümüzde Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından temel insani hak olarak kabul edilmiştir.

AB üyesi Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Hollanda, İngiltere, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Portekiz, Slovakya ve Slovenya’da zorunlu askerlik hizmeti yok. Diğer ülkelerde ise alternatif kamu hizmeti uygulanıyor.

Alman vicdani retçiler, askerlik süresi olan 9 ay boyunca gençlik, aile, kadın ve sağlık bakanlığına bağlı federal sivil servis ofisleri tarafından alternatif hizmet yerlerinde çalışıyorlar.

Avusturya 1991 yılından bu yana vicdani ret hakkını tanıyor. Vicdani retçiler bu ülkede 12 ay alternatif hizmet yapıyorlar.

Danimarka’da 1917’den beri tanınan vicdani ret hakkı kapsamında, 9 ay alternatif hizmet yapılıyor.

1931 yılından bu yana vicdani ret hakkını tanıyan Finlandiya’da vicdani retçiler 13 ay, 1920 yılında bu hakkı tanıyan İsveç’te ise 7,5 ay alternatif hizmet yapıyorlar.

Yunanistan, AB üyesi olabilmek için 1998’de vicdani reddi kabul ederek, kanunlarında değişikliğe gitti. Buna göre 23 ay alternatif hizmet görevi vicdani retçiler için düzenlendi.

Yeni AB üyesi olan Bulgaristan da vicdani reddi kabul etti. AB üyesi Bulgaristan 2008 yılında da zorunlu askerliği tamamıyla kaldırmayı taahhüt etti.

Çiçeği burnunda AB üyelerinden Kıbrıs Rum Kesimi de vicdani retçiler için alternatif hizmet yükümlülüğü getiren ülkeler arasında. Ancak alternatif hizmet burada 42 ay.

1991 yılında anayasa ile vicdani ret hakkını tanıyan Estonya’da ise alternatif hizmet süresi 16 ay.

1998 yılında anayasasına vicdani ret hakkını alan Polonya’da, vicdani retçiler 18 ay alternatif hizmette bulunuyor.

Letonya, 2002 yılında çıkardığı alternatif hizmet kanunu ile vicdani ret hakkını yasal olarak tanıdı. Alternatif hizmet süresi ise 24 ay olarak belirlendi.

1992 anayasasında bu hakkı tanıyan Litvanya’da alternatif hizmet süresi 18 ay.

1996 yılında bu hakkı tanıyan Romanya’da ise hizmet süresi 12 ay.

 

TÜRKİYE'DE VİCDANİ REDDİN TARİHÇESİ

1990


         Vedat Zencir ve Tayfun Gönül, Güneş Gazetesi ve Sokak Dergisi aracılığıyla vicdani retçi olduklarını deklare ettiler. Bu, Türkiye'deki ilk vicdani ret açıklamasıydı.

1992

İzmir'de Savaş Karşıtları Derneği kuruldu.

1993

Altı kişi, Savaş Karşıtları Derneği'nde (SKD) toplu olarak vicdani retçi olduklarını açıkladı.

1993

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC)'nden Salih Askeroğul askerlik yapmayacağını açıkladı. Onun için uluslararası bir kampanya yürütüldü. Bunu, SKD'nin feshedilmesi izledi.

1993

İstanbul'da Savaş Karşıtları Derneği kuruldu.

1993

HBB kanalında yayınlanan Anten programında, SKD (Savaş Karşıtları Derneği) başkanı Aytek Özel ve vicdani retçi Menderes Meletli ile röportaj yapmaları nedeniyle, program yapımcısı Erhan Akyıldız ve muhabir Ali Tevfik Berber, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in emriyle tutuklanıp askeri mahkemede yargılandılar. Böylece ilk kez, siviller askeri mahkemede yargılanmış oluyordu. Özel ve Meletli için tutuklama kararı çıkarıldı. Akyıldız ve Berber tutuksuz yargılandı ve öngörülen en düşük cezaya, 2 ay hapis cezasına çarptırıldılar. 8 Şubat 1994'te Aytek Özel Ankara'da askeri mahkemeye teslim oldu ve sonrasında 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

1994

DEP milletvekili Zübeyir Aydar "vicdani ret yasa tasarısı" verdi.

1994

SHP 'den 25 milletvekili, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasının önüne geçmek amacıyla bir yasa tasarısı sundular.

1994

İstanbul SKD Türkiye'de, Alman Barış Örgütü Frankfurt'ta, birbirlerine paralel basın toplantıları düzenlediler. Bu iki toplantıda Türkiye'den 2, Almanya'dan ise TC vatandaşı 11 kişi vicdani reddini deklare etti. Gökhan Demirkıran DGM'ce madde 155'e muhalefetten (halkı askerlikten soğutma suçlaması ile) tutuklandı; Arif Hikmet İyidoğan, Mehmet Sefa Fersal ve Osman Murat Ülke ise madde 155'e muhalefetten tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Sonradan DGM görevsizlik kararı verdi. Arif, Gökhan, Osman ve Sefa, Genelkurmay Askeri Mahkemesi' nce yargılandılar. Bu dava 29 Ağustos 1995'te sonuçlandı. Arif 6 ay, Gökhan 4 ay, Mehmet Sefa ise 2 ay ceza aldı, Osman beraat etti. Arif 2,5 ay, Gökhan ise 4 ay tutuklu kaldı.

1995

Osman Murat Ülke 29 Ağustos'ta sonuçlanan ve serbest kaldığı davadan hemen sonra, askerliğini yapmadığı gerekçesiyle Çankaya Askerlik Şubesi'ne gönderildi. Şubede askere alma işlemleri tamamlandıktan sonra birliğe gitmesi için süre tanınarak serbest bırakılan Ülke, İzmir'e gitti. Dünya Barış Günü olan bugün, İzmir SKD'de yaptığı basın açıklamasıyla vicdani retçi olduğu için askere gitmeyeceğini belirtti ve askerlik belgelerini yaktı.

1996

Antimilitarist İnisiyatif kuruldu (Daha sonra 1998'de ise adının önüne "İstanbul" eklendi ve İAMİ'ye dönüştü).

1996

Osman Murat Ülke, Genelkurmay Askeri Savcılığı'nın kararıyla, askerlik belgelerini yaktıktan bir yıl sonra tutuklandı. Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu olarak kaldığı iki ay boyunca askeri uygulamalara "asker olmadığı için" uymadı ve başladığı açlık grevinin 23. gününde talepleri kabul edildi. Artık askeri uygulamalara (asker elbisesi giymek, içtima, vs..) uyması için zorlanmayacaktı. Daha sonra tahliye edildi ve jandarma nezaretinde Bilecik Jandarma Er Eğitim Alayı'na gönderildi. (Bu sırada Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde sürmekte olan dava 29 Ocak 1997'de sonuçlandı ve Ülke, madde 155'e muhalefetten 6 ay ceza aldı).

1997

Bilecik'e mevcutlu gönderildikten sonra, Osman Murat Ülke hakkında birlikte asker elbisesi giymediği ve emirlere uymadığı için, "emre itaatsizlik" suçlamasından açılan dava sonuçlandı ve Ülke 5 ay ceza aldı.

Ülke, bu dava Eskişehir 1. Taktik Hava Kuvvetleri Askeri Mahkemesi'nde sürerken 29 Aralık 1996'da tahliye edilmiş, ancak askeri birliğe geri dönmemişti. Daha önceki davanın 29 Ocak 1997'deki karar duruşmasına savunma yapmak üzere gittiğinde yeniden tutuklandı ve Bilecik'e gönderildi. Orada yine elbise giymediği ve emirlere uymadığı için hakkında yeni bir dava açıldı. Bu dava "yoklama kaçaklığı, firar, emre itaatsizlik ve askere gitmemek için hileye başvurmak" şeklinde dört ayrı suç içeriyor ve toplam 15 yıla varan bir ceza talep ediyordu. Bu dava sürerken mahkeme Ülke'yi 29 Mayıs 1997'de tahliye etti.

1997

Osman Murat Ülke, 29 Mayıs 1997'deki tahliyesinden sonra birliğine gitmedi ve bu davanın duruşmasına kadar dışarıda kaldı. 9 Ekim'de tekrar tutuklandı ve 23 Ekim 1997'de "yoklama kaçaklığı, firar ve emre itaatsizlik" suçlarından toplam 10 ay ceza aldı. "Hileye başvurmak" suçu mahkemece düşürüldü.

1997

Vedat Zencir, Dünya Barış Tutsakları Ile Dayanışma Günü'nde, İzmir DGM önünde basın açıklaması yaparak vicdani retçi olduğunu deklare etti ve kendisi hakkında DGM'ye suç duyurusunda bulundu.

1998

29 Mayıs ile 9 Ekim 1997 tarihleri arasında Bilecik'te birliğe kendi isteğiyle gitmeyerek "firar" suçu işlediği gerekçesiyle Osman Murat Ülke hakkında tekrar dava açıldı. 22 Ocak 1998'de sonuçlanan duruşmada 10 ay hapis cezası aldı. Dava boyunca cezaevinde geçirdiği süre cezasını karşıladığı için tahliye edildi ve Eskişehir Askeri Şubesi'ne gönderildi. Yine mevcutlu olarak Bilecik'e götürüldü ve yine askeri uygulamalara katılmayı reddetti. Bunun sonucunda 28 Ocak 1998'de Eskişehir Askeri Cezaevi'ne geri gönderildi.

1998

"Vicdani ret düşüncesinin savunulmasıyla suç işlenmiş olunmadığı, ancak, vicdani retçi olduğunu açıklamanın suç teşkil ettiği" askeri makamca açıklandı.

1999

Osman Murat Ülke "birliğe gitmesi" koşuluyla "serbest" bırakıldı; fakat o evine gitti.

Bu bilgiler ışığında hemen; “Biz bunu istemeyiz. Bu konu bizi Türklüğümüzden geri bırakır, ülkemize zarar verir, mutlaka herkes askerlik yapmalı” diye bağırmadan mutedil bir biçimde üzerinde düşünmek ve sakin bir kafayla meseleyi aydınlığa kavuşturmak yerinde olur diye düşünüyorum.

 

Bu makale toplam 641 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi