Bugün; 19 Eylül 2017, Salı
Kazım Öztürk
Metni küçült
Kazım Öztürk
ÖZTÜRKÇE
Kutlu Doğuma, "Kutlu" Davranış
Tarih : 2017.04.21  10:33:09

kazim_ozturk2016@mynet.com

Sevgililer sevgilisi, rehberimiz, önderimiz, âlemlere rahmet olan peygamberimizin miladi doğum yil dönümü! Bunun adı ülkemizde; "Kutlu Doğum". Kutlanmaya başladığından beri, Diyanet İşleri Başkanlığı, çok güzel temalarla ortaya çıkıyor. Hepsi hayat iksiri! 

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 1989 yılında başlatılan, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da desteklenerek sadece Türkiye’de resmiyet kazandırılarak her yıl farklı gündem ile Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (sav) ‘in anlatılmasının amaçlandığı ve doğum gününün miladi takvime göre 20 Nisan kabul edilerek kutlandığı ifade edilen bir etkinlik haftasıdır. Etkinlik son yıllarda 14-20 Nisan tarihleri arasında yapılmaktadır.

2017 yılı Kutlu Doğum Haftası teması " Hz. Peygamber ve Güven Toplumu"olarak belirlendi.

Kutlu Doğumu, “Kutlu” yapmak için “Müslümanım, peygamberi çok seviyorum” diyen bizlere düşen, hayatımıza ışık ve rehber olan, daha doğrusu olmayan ilkelerine karşı nasıl bir cevabımız olmalıdır?

Resulullahı dil ile söyleyip, her şeyi dilde bırakmak mı? Yoksa ilkelerine sarılmak mı?

"Aldatan bizden değildir" derken, bizim o mesaj yüklü söze yaklaşımımız ne durumda? Birbirimize güvenimiz var mı? Peygamberimize; “Muhammedü’l emin” adı verildi. Müşrikler bile bu isim etrafında toplandı. Mümin; güvenilen, itimat edilen, itibar edilen demektir. Ne kadar güven veriyoruz? Bu güven yüzünden ne kadar itibar sahibiyiz?...

Resulullah Efendimiz; "Öyle kur'an okuyucular var ki, Kur'an ona lanet eder" ifadesini niçin ve kim için kullanmıştır?

Sevgili peygamberimizi anlamak, Kur'anı anlamak değil midir? O'nun sözleri olan hadisler, Kur'anî tefekküre yol açmaz mı? Açmamalı mı?

"Sünnet" resulullah'ın yolu, aynı zamanda Kur'an'ın yolu değil mi?  Bu, Kur'anın dediklerinin veya demek istediklerinin bir insanda (peygamberlerde) hayat bulmuş biçimi değil mi?

Evet, bugün peygamber yok, olmayacak da! Pekiyi, peygamber yok diye, Kur'anî mesajlar unutulacak mı?

"Emrolunduğun  gibi dosdoğru ol", "Niçin yapmadığınızı söylersiniz?" "Bir fasık haber getirdiği zaman araştırın", "Tesettüre riayet edin", "Gıybet etmeyin. Gıybet, ölü kardeşinin etini yemek gibidir"...gibi hayat veren prensiplere karşı nasıl bir yaklaşım içindeyiz?

Peygamberler yok diye, her şey kaosa mı dönecek? O zaman Kur'anın, kıyamete kadar kalıcılığı ne olacak?

" Hz. Peygamber ve Güven Toplumu" olarak belirlenen bu yılki tema, bize neyi anlatıyor? Her yıl değişik konu başlıklarıyla karşımıza çıkan Diyanet Teşkilatının  çabası nedir bu hususta? Hiç anladık mı? Anlamak için aklımızı terlettik mi? Terletiyor muyuz?

İlkelerin içini boşalttıkça, kavramları kendimize göre yorumladıkça, sıkıntıdan kurtulamayız. Bugün dünyada Müslüman kanı akmakta! Müslümanlar lime lime olmuş durumda! Sebebini sorguluyor muyuz? Sorgulamıyorsak, ne zaman sorgulayacağız?

Mükellef sofralarda, modern konferans salonlarında “Kutlu Doğumu” kutlamak için toplanmanın bir anlamı kalmıyor: İçimize işlemedikçe, hayatımıza yön vermedikçe, Kur’anca yaşamadıkça!...

Bu makale toplam 158 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları
YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi