Bugün; 15 Kasım 2019, Cuma
Kazım Öztürk
Metni küçült
Kazım Öztürk
ÖZTÜRKÇE
Peyami Safa ve Batılılaşma
Tarih : 2019.09.09  10:12:15

7 Eylül 2019 Cumartesi günü saat 14.00’de Kılıçaslan Konferans salonunda “DoğumununPeyami  120.Yılında Peyami Safa”etkinliği kapsamında düzenlenen konferansın konusu, “Peyami Safa’nın Fikir ve Sanat Dünyasında Batılılaşma Sorunu” başlığını taşımaktaydı. Bu başlık altında, ünlü yazarımızın, asırlardır toplumsal gündemimizi işgal ve zihinleri meşgul eden ‘Batılılaşma’ sorununa nasıl baktığı, bu konuda hangi görüşleri dillendirip hangi yorumlarda bulunduğu, nihayet bu soruna sanatında nasıl ve hangi düzeyde yer verdiği gerçeği ele alındı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Tekin; dünden bugüne batılılaşma sorunu, Peyami Safa’nın batılılaşma sorununa bakışı, romanlarda batılılaşma sorunu ve Peyami Safa’nın romanlarında batılılaşma sorunu üzerinde yorumlarda bulundu.

“Batılılaşma sorununun başlangıcı, ortalama hesapla 17. yüzyılın sonlarına rastlar, Viyana Kuşatması (1683) ile Karlofça Antlaşması (1699) sürecinde hem askerî hem de politik alanda yenilmesi, Devlet-i Aliye’yi yeni bir vaziyetin eşiğine getirdi. Bu eşik, karşısında yer alan ve öteden beri muhatap olduğu dünyanın artık farklı bir dünya olduğunu idrak etme eşiğidir. Doğrusu her şeyiyle farklı bir dünya idi karşımızdaki ve askeri donanım, ordu bakımından güçlü idi. Bizi de ilk fasılda ilgilendiren de bu olmuştur: Biz de onlar gibi güçlü olmak hedefiyle ilk etapta ordumuzu yenileme telaşına düştük. Ancak zamanla karşı tarafın sadece ‘askerî’ anlamda değil, medeniyet ve kültürel anlamda da farklılık arz ettiğini fark ettik. Bu fark edişle birlikte ‘batılı gibi’ olma kaygısı öne çıktı. Peki nasıl ve hangi batılı gibi? Sorun da buradan başladı zaten ve halen sürmektedir.

Zaman içinde gerek siyaset adamlarımız, gerek aydınlarımız ve gerekse sanatçılarımız, toplumumuzu farklı düzeylerde -siyasetten ahlâka, kültüre, sanata kadar...- ve derin bir şekilde etkileyen Batılılaşma sorununu ele alıp irdelemeye çalıştılar: İslâmcı, Osmanlıcı, Türkçü, Batıcı mantıkla şekillenen ideolojik akımlar, doğal olarak mensuplarının çabalarıyla soruna farklı, yer yer aykırı, arada uzlaşan düzeylerde yaklaşmaya çalıştılar. Bu konudaki çabaların ürünü olan telif ve tercüme düzeyinde hayata geçirilmiş metinler, diyebiliriz ki düşünce dünyamızın en kalın dosyasını oluşturmaktadır ve hâlâ üzerine bir şeyler eklenen bir dosyadır bu. Kapanacağı da yoktur doğrusu; çünkü Batılılaşma sorununu hâlâ bir çözüme bağlamış değiliz: ya Araf’tayız, ya öte yakada ya da uzaktayız.”

Bu dramatik hâlin bir de edebiyat cephesi var ve orada da epeyi çaba, epeyi metin kaleme alındı. Bırakalım şiiri, hikâyeyi, tek başına romanımız bile bize konuyla ilgili üstesinden kolay kolay gelemeyeceğimiz bir birikim sunmaktadır. Kanaatimce bizi asıl ilgilendiren birikim de burada yatmaktadır. Çünkü roman tarihsel zeminde yaşananları kayda alan, soruna yakın tanıklık yapan bir türdür. O yüzden bizim Batılılaşma sorunumuzun renkli, cilveli, o ölçüde gerçekçi yanlarını romanlarımızda Ahmet Mithat’ta, Hüseyin Rahmi’de, Halid Ziya’da, Yakup Kadri ‘de, Halide Edip’te, Peyami Safa’da... buluruz. Andığım yazarlar arasında ‘Batılılaşma sorunu’nu, gerek düşünce yazılarında ve gerek romanlarında geniş ve farklı açılardan ele alıp irdeleyen en önde gelen isimlerdendir Peyami Safa. Onun bu bağlamda özellikle Gençliğimiz, Sözde Kızlar, Fatih-Harbiye, Bir Tereddüdün Romanı, Biz İnsanlar, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Yalnızız romanları dikkat çekicidir. Sorunu bu romanlar düzeyinde ele almak, sorun karşısında sendeleyen bireyi ve toplumu anlamak bakımından bize birçok ipuçları vereceğini belirtmek isterim.

Modernitenin batının kabul ettiği bir projedir. Modernizasyon, bu projenin hayata geçirilmesidir. İşte batı, bunu hayata geçiriyor. Kodernizm ise batının hayata geçirdiği projeyi size dayatmasıdır. Dikkat edin, batı bugün helak oldu. Çok da Tanzimattaki gibi değil, Tanzimatta Fransızca öğreneceksin, şu fermanı imzalayacaksın, şu hakları vereceksin, dikte ettiriyordu dikkat edin, dikte dönemi şimdi çok geride kaldı. Batı, Osmanlı’dan alacağını aldı. Şimdiki dayatmalar biraz fantezi gibi geliyor.

Avrupa, milletin gözünü 19.yüzyılda özgürlükler ülkesi propagandasıyla boyayabilmiştir. Ama şimdi kim takar. O dönemde bütün dünya aydınlarının gözünü boyamıştır, çünkü değişen bir dünyanın eşiğindesiniz. Bu cazibeli iklime kapılmayan hemen hemen yoktu ki, Koca aydınımız, astronomi bilgisi olan, matematik bilgisi olan Tahsin Efendi ne diyor biliyor musunuz?

‘Paris’e git Paris'e, akl-u fikrin var ise
Âleme gelmiş sayılmaz, gitmeyenler Paris’e.’

Bunu söyleyen bir âlim, cazibenin kıvamını idrak edebiliyor musunuz?

Ama şimdi o cazibe dağılmıştır. Peki biz nerdeyiz?
Üzülerek söylüyorum biz de dağıldık.” Sözleriyle “Peyami Safa’nın Fikir ve Sanat Dünyasında Batılılaşma Sorunu” konulu konferans sonlandı.

 

Bu makale toplam 224 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi