Bugün; 20 Eylül 2018, Perşembe
Mehmet Emin Parlaktürk
Metni küçült
Mehmet Emin Parlaktürk
Tevhid ve şirk çizgisi
Tarih : 2018.04.29  22:40:50

parlakturk@gmail.com

İstek ve dileklerinin kabulü için insanların kendileriyle Allah arasında birtakım aracılar koydukları öteden beri bilinir. Bu aracılar, dinden dine, kültürden kültüre farklılık gösterirler. Yahudilik ve Hristiyanlık başta olmak üzere, Uzakdoğu dinlerinde de bu aracı varlıkları ilahlaştıran ya da Tanrı'ya (Allah'a) ulaştırdığına inanan insanlar çoktur. 

Bu tür sapmalar, ilk anda iyi niyetlerle başlar, pek dikkat çekmez, göze batmaz, küçük boyutta gibidir, hatta normal karşılanır. Çünkü, aracı yapılan varlık; çok iyi ve salih bir insandır, ahlaken çok temizdir, âlimdir, takvalıdır, yardımseverdir, masumdur, günahsızdır, mükemmeldir, melek gibidir, hatta bir melektir, Allah’ın en sevdiği kişilerdendir, velidir, gavstır, kutuptur, kutbu'l-aktab'tır…vs.

Bu özelliklere sahip olduğuna inanılan zatlara yapılan övgüler, vefatlarından sonra artarak hem de abartılı ve aşırı derecede yapılmaya başlanır ki, bunun sonu gelmez. Artık onlar, diğer insanlardan farklıdır ve ayrı bir konuma oturtularak üstünlük ve yücelikte insanüstü bir makam ve mevkîye çıkartılır. Kendilerinde sıra dışı ve olağanüstü özelliklerin olduğuna inanılır. Onlar, aslında ölmemişlerdir, her yerde hazır ve nazırdırlar, olaylara müdahale ederler ve her şeye tasarrufta bulunurlar. Böylece “insanların üstünde, Allah’ın altında” bir yere yerleştirilirler. Böyle bir varlığın, Allah ile insanlar arasında “aracı” konumda olması da normal hale gelmiş olur. Aslında, o zatların bunda çoğu zaman haberleri de yoktur, kabahatleri de... Onları bu konuma getiren sonraki insanlardır.

Hıristiyanlık sapmasında da böyle olmuştur. Hz. İsa Aleyhisselam’ın getirdiği, temeli tevhid olan ve sonradan Hıristiyanlık adını alan gerçek dinin (İslam'ın) yerine, Cahiliye Arap müşriklerinin yaptığını aratmayan bir şirk anlayışı ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere müşrikler; Allah’ın kızları olduğuna inandıkları melekleri sembolize eden heykeller/putlar yaparlar, dileklerinin kabulü için de onları “aracı” kılarak dua ederlerdi. Bu aracılar arasında “Allah’a yakın olduğuna inanılan salih zatlar” da vardır. Hıristiyanlar da, gün gelmiş Hz.İsa aleyhisselamı, “Allah’ın oğlu” diye ilahlaştırmışlar, azizleri ve ruhbanları “Allah'a yakınlar” diye kutsamışlardır. Tevhid inancı bu şekilde bozulmuştur.

Bugün Hıristiyanlar, Hz.İsa’yı araya koymadan, onu aracı yapmadan Allah’tan bir şey istemiyorlar. Kiliselerde, dua ederken Hz.İsa’nın önünde, onun manevi huzurunda haç çıkarmak; bu dilek, istek ve taleplerinin bir tezahürü ve sembolüdür. Bir sporcunun maçta haç işareti yapması da böyledir, bunların hepsi Hz.İsa ile bir tür iletişimin, ona dilekleri sunmanın ve ona teşekkür etmenin göstergeleridir. Cahiliye müşriklerinin taptıkları aracı putlar da aynı anlayışın ürünüdür. Müşrik; aslında Allah'a inanan ama bunun yanında Allah katında hatırı olduğuna inandığı varlığı da kutsayan, ona itaat eden, kul köle olan bir anlayışın adıdır. Zümer suresi bu anlayışı çok açık bir şekilde belirtir:

“ Şunu iyi bil ki, gönülden itaate layık olan yalnızca Allah'tır. Fakat O'nun yanı sıra kendilerine dostlar/veliler edinenler “Biz bunlara, sadece bizi Allah'a yakınlaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” derler.” (Zümer,3)

Bu ayetin kısa açılımı şudur:

Gönülden ve kayıtsız şartsız bir itaate layık olan, yalnızca Allah'tır. Fakat, Allah'a inanmakla birlikte O'nun yanında kendilerine itaat etmeye, boyun eğmeye, kul köle olmaya layık dostlar/veliler edinen müşrikler, bu çirkin davranışlarını gûya mazur göstermek için “Biz bu putlara, olağanüstü güçlere, tanrısal nitelikler yakıştırdığımız dînî önderlere ve büyük zatlara, sadece bizi Allah'a yakınlaştırsınlar inancıyla itaat ediyor, kulluk yapıyor, tapıyoruz. Çünkü, biz âciz kullarız, doğrudan Allah'tan istemeye yüzümüz ve gücümüz yok. O'na bizden daha yakın olan veliler aracılığıyla kulluk ediyoruz” derler.

Müşrik; Allah'ı inkar etmez, O'nun yaratıcı varlık olduğuna inanır. Ama bu inancıyla birlikte öyle bir varlığa daha inanır ki, o varlık Allah'ın yanında müstesna yerini almış, O'nun yetkilerini kuşanmıştır. Onsuz Allah'a vasıl olmak mümkün değildir. Günahların affedilmesi için de ona ihtiyaç vardır. Onun elinden ve eteğinden tutmadıkça, onun rızasını almadıkça, hoşnutluğunu kazanmadıkça, Cennet'e geçmek mümkün değildir. 

Oysa, İlahi dinin en temel dayanağı ve öğretisi tevhid’dir. Bu öğretide, Allah ile insan arasındaki kulluk ilişkisi; aracısız, katışıksızdır, ortaksızdır. Allah’ın yetkilerini başka varlıklara vermek veya devretmek söz konusu olmadığı gibi, O’na ait sıfatların, özelliklerin, niteliklerin başkalarıyla paylaşılması da caiz olmaz. Bunlar, tevhid ilkesine aykırıdır.

Bu makale toplam 680 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi