Bugün; 19 Eylül 2018, Çarşamba
Mehmet Emin Parlaktürk
Metni küçült
Mehmet Emin Parlaktürk
Dini inanç ve hayatımız başkasına havale edilemez
Tarih : 2018.09.01  01:16:21

Din adına söylenen ve yapılanlara şöyle bakıyorum da öyle saçma ve aykırı şeylere şahit oluyorum ki, bir Müslüman olarak kendimden utanıyorum. Hele yıllarını bu işe vermiş, emek çekmiş, hizmet etmiş biri olarak olup bitenleri bir türlü içime sindiremiyor, kabullenemiyorum.

Din adına anlatılan hezeyanları, uydurulan kıssaları, asılsız rivayetleri ve İsrailiyat düzmeceleri bir tarafa koyalım, kendisine “din büyüğü” süsü vermiş, kılık-kıyafetiyle, saç-sakalıyla, cübbe-sarığıyla göz boyayan sahtekârları ve bunların peşinde giden bir yığın insanı gördükçe çıldıracak gibi oluyorum. Aman ya Rabbi, bu ne cehalet, bu ne garabet! Bilgi çağında “cahiliye devrini” yaşıyoruz adeta din konusunda…  Büyük kalabalıklar, muhataplarını sorgulamaksızın, araştırma yapmaksızın bu gibilerin peşine takılmış, din’de “cahil” fakat sahtekârlıkta “mâhir” şarlatanların sözlerine inanıp dünyasını da ahiretini de kurtardıklarını sanıyorlar!

Dikkat edin, din ve dini argümanlar günümüzde tamamen sanatsal etkinliklere ve ticari faaliyetlere uyarlanmış durumda. Kur'an kıraatleri ve güzel yazı örnekleri başta olmak üzere, ayetlerin muska şeklinde yazıya dökülüp maddi hastalıklara şifa aranmasına, yüzük, kolye ve bilekliklere kazınıp/bastırılıp satışa sunulmasına kadar hayli yaygınlaşmış durumda. Peki ya içerik? Ayetlerin vermek istediği mesajlar? Ferde ve topluma yansıması gereken Kur'anî hayat? Bunlar nerede? Kur'an'ın gönderiliş amacı, içindeki emir ve yasaklarla insanların hayatını düzenlemek değil mi? 

Tabii ki bu hizmeti ifa eden görevlilerin hepsini kast etmiyoruz. İçlerinde örnek olan o kadar samimi ve ehil kardeşlerimiz var ki, bunları tenzih ediyor, sözlerimiz dışında tutuyoruz. Ama bazıları var ki, evlere şenlik!  Bunlar, Kur'an'dan bazı ayetleri ezberlemiş, biraz da dini bilgiler elde etmiş ama Kur'an içeriğiyle hiç ilgilenmemiş, Kur'an'ın hedeflediği hayat tarzından uzak bir dünyada yaşayan sözde din adamları... 

Büyük mütefekkir, sosyolog ve müfessir şehit Seyyid Kutup bu konuda şu tahlilde bulunuyor:

"Bu tip din adamları, inanmadıkları şeyleri dilleriyle söylerler. Ve hayrı emrettikleri halde kendileri yapmazlar. İyiliğe çağırdıkları halde kendileri iyilikten kaçarlar. İlâhi Kelâm'ın aslını değiştirip tahrif ederler. Allah'ın kat'i hükümlerini birtakım menfaat ve arzulara göre te'vil ederler. Yahûdi hahamlarının yaptığı gibi, dıştan ilâhi hükümlere uyar görünüp, diğer taraftan devlet adamlarını ve zenginleri memnun etmek için din hakikatleriyle bağdaşmayan fetvâlar verirler."

Bu bilgilerden sonra sonuca gelelim. Allah’ın Dini, hiç kimsenin tekelinde değildir. İslâm’da “din adamlığı” diye de bir sınıf yoktur. Din’in âlimi vardır. Din’e muhatap herkes, dinini öğrenmek ve yaşamakla yükümlüdür. Birilerinin din adına kötü örneklik sergilemesi bize misal olmaz. Herkes yaptığından sorumludur. Dini hayatımızı başkalarına havale etmek yerine, bizatihi kendimiz sahiplenip benimsemeli, bilmediklerimizi ehil âlimlerimizden sorarak öğrenmeliyiz.

Bu konuda vahiy ve akıl yegane rehberimizdir. Ancak bu taktirde, din bezirganlarının tuzağından ve şarlatanların oyuncağı olmaktan kurtuluruz.

Bu makale toplam 142 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi