Bugün; 05 Haziran 2020, Cuma
Mehmet Emin Parlaktürk
Metni küçült
Mehmet Emin Parlaktürk
Kur'an ayında bu tartışmaya artık son verelim
Tarih : 2020.05.17  00:18:54

KUR'AN’IN METNİ, ÇEVİRİLERİ VE EVRENSELLİĞİ 

Kur'an'ı anlama ve anlatma (tebliğ) görevi sadece hocaların değil, tüm müslümanlarındır.
“Ben Müslümanım” diyen herkes, hem kendisi Kur'an'ı anlama ve ona tâbi olma görevini yerine getirecek hem de diğer insanların hidayetine vesile olması için çevresinden başlayarak Kur'an'ın mesajını insanlara ulaştıracaktır.  
Hitap Peygamberimize olmakla birlikte onun şahsında tüm müslümanları ilgilendiren bu görev, maalesef sadece “din hizmeti” gören sınıfa yüklenmiş durumdadır. Oysa Kur’an, böyle müstakil bir “sınıf” varlığını reddeder (Bkz.Hadid,27).
Allah Resulü (s.a.v) de, Kur’an’dan referans alarak “ehl-i kitap”ın yaptığı ve Osman bin Maz’un’un yaşadığı gibi bir “ruhban sınıfı“ oluşumuna karşı çıkmıştır.  
İslam tebliğatının belli bir kesime ait olmayıp tüm inananları ilgilendirdiği şu ayetle daha net anlaşılır: 
"Ve işte böyle, sizi doğru bir caddeye çıkarıp orta yolu takip eden bir ümmet kıldık ki siz, bütün insanlar üzerine adalet nümûnesi, hak şâhitleri olasınız, Peygamber de sizin üzerinize şâhit olsun." (Bakara,143; Ayrıca bkz.Hac,78)
İnsanlara şahit olmak için elbette bir eylem gerekir. Tıpkı Hz.Peygamber’in bizim üzerimize şahit olması için yaptığı eylemler gibi.
O, görevini bihakkın ifâ ederek tamamladı ve son olarak veda haccında bu şahitliğini ümmetine de tescil ettirdi.
İşte ayet, biz İslam ümmetine böyle bir görev yüklüyor. Müslüman olarak Kur’an’ı anla, anladıklarını yaşa ve bütün insanlara da hâl ve kâl diliyle bunları anlat, tebliğ et ki adalet numunesi hak şahitleri olasınız. 
Bu tebliğat yapılırken, Arapçayı bilmeyen insanlara öncelikle Kur'an'ın orijinal metnini sunmalı, sonrasında Kur’an’ı onların anlayacakları kendi dillerine çevirerek Allah’ın ne söylediğini tebliğ etmelidir.
Arapça’yı bilmiyorsak, bu durum bizim için de geçerlidir.  Şu kesindir ki, orijinal Kur’an metni ile meâller asla aynı olamaz. Çünkü, Kur'an'ın dünyadaki belli başlı dillere çevirisi Kur'an'ın orijinal metni değil sadece tercümesidir.
Bu sebeple, bunlara Kur’an değil, Kur’an meâli, tercümesi veya çevirisi denmiştir.
Malumdur ki, dünyada yaşayan milletler arasında dil farklılığı, kültür değişikliği, bilgi çeşitliliği, kavramlardaki anlam zenginliği, üslup farkı ve ifade şekli gibi sebeplerle Kur’an çevirileri arasında farklılıklar olabilir.
Ancak, tevhit-küfür, iman-inkar, hidayet- dalalet gibi temel imanî konularda bu farklılık söz konusu olmaz. Dolayısıyla da Kur’an’ın “ana mesaj”ında bir farklılık görülmez.Bazı konularda Kur’an çevirilerinde farklılıkların az da olsa görülmesi ise çok normaldir.
Çünkü, Peygamberimizden sonraki dönemlerde ana dili Arapça olan ve hatta Arap olmadığı halde Araplar kadar Arapça bilen kişiler arasında bile farklı görüşler ve anlayışlar olmuştur.
Onun için bu tür farklılıkları bahane ederek, “meal, tercüme ve çevirilerden Kur'an anlaşılamaz” demek doğru bir yaklaşım olmaz.
Böyle bir yaklaşım, oryantalistlerin “Kur'an sadece Araplara ve Arapça konuşanlara inmiştir, başkalarını bağlamaz” şeklindeki saçma iddialarına haklılık kazandırır ki, böyle bir sonuç kabul edilemez. 
“Meâl okumayın” demek, insanları Kur’an’dan uzaklaştırmak gibi bir büyük vebale sebeptir.Yukarıda da belirttik, evet meâl Kur’an değildir, bu doğru.
Ama bir doğru daha var; O da Kur’an’ı anlamak için önce meâl okumaya ihtiyacımız olacaktır.
Zaten, bütün tefsir kitapları da önce meâl vererek ayetleri açıklamaya başlamıyorlar mı? 
Bu sebeple “meâl okumayın” demek çözüm değildir. Bunun yerine “Farklı meallerden mukayeseli olarak okuyun” demek akıllıca bir yaklaşım ve Müslümanca bir tavırdır. 
Siz zannediyor musunuz ki, Kur’an’ı okuyup Müslüman olanların hepsi Arapça biliyorlar! Alman Almanca, Amerikalı İngilizce, Japon Japonca, Çinli Çince meâli….. okuyarak tevhidi tanıdılar, İslâm’la şereflendiler.
Biz onlara deseydik ki, “Aman meâl okumayın!”, ne büyük bir vebal yüklendiğimizi düşünebiliyor muyuz? 
Şüphesiz, her okuyanın Kur’an’ın her ayetini hemen anlaması gerekmez. Sahabeler de bazen anlamıyor, Resulüllah’a soruyorlardı. Yeter ki, okuyanın niyeti halis olsun ve İslam’ı anlamak gayretiyle meâli okusun.
Rabbimiz onun gönlünü açacak, okudukça anlayacak, anladıkça hikmetlerini kavrayacak ve Kur’an’ın nurundan istifade edecektir. (Bkz.En’am,125; Zümer,22). 
Aksi durum, Kur’an’ı sadece Araplara ve Arapça bilenlere ait bir kitap konumuna düşürür ki, bu durum Kur'an'ın evrensel oluşuna aykırıdır.
Yabancı dilde yazılmış yüzlerce roman veya mesleki kitap çevirisi okuyan bir insan, bırakınız bir defa da Kur’an çevirisi okusun canım!     

Bu makale toplam 225 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi