Bugün; 07 Ağustos 2020, Cuma
Mehmet Emin Parlaktürk
Metni küçült
Mehmet Emin Parlaktürk
"Zulmetten Nur'a" ve Karanlıktan Aydınlığa Çıkışın Şifreleri
Tarih : 2020.07.14  10:40:02

M.Şemseddin'in eseri
"ZULMET'TEN NUR'A"
ve
KARANLIKTAN AYDINLIĞA ÇIKIŞIN ŞİFRELERİ 
Şahsiyetini bir türlü çözemediğim, "Osmanlı münevveri mi, yoksa çağdaş Türk aydını mı" olduğuna karar veremediğim kişilerin başında M.Şemseddin Günaltay (1883-1961) gelir. 
Tam da benim gibi düşünmüş olmalı ki Peyami Safa, Günaltay için şu tespiti yapar: 
"Birçok dinî eserin ve makalenin yazarı, din âlimi, şeriatçı ve laiklik düşmanı M. Şemsettin Bey başkadır, Cumhuriyet Halk Partisi Başvekili, inkılâpçı, laik ve bunlardan da fazla olarak din öğretimi aleyhtarı Şemsettin Günaltay başkadır; bu iki şahsiyet yıllardan beri aynı vücutta birbiriyle ihtilâfsız ve kavgasız yaşamıştır."
Gerçekten de böyledir. 
Önceleri M.Şemseddin imzasıyla yazdığı çoğu kitabına hayran olmamak mümkün değil! 
Ama nasıl olur da, yüzseksen derece dönüşle önceden savunduğu fikirlere zıt ve düşman olarak icraatlar yapmaya başlar, akıl alacak gibi değildir!
Kitap âşığı rahmetli Babam'ın her bulduğunu aldığı Osmanlıca kitaplar arasında yer alan "Zulmetten Nura" isimli (1331 basımlı) eserini okuyorum. M.Şemseddin, eserinin Dîbâcesinde şöyle diyor: 
"Yakın zamanlara kadar dünyanın 3 büyük kıtasına hakim olan 630 senelik koca bir Saltanat, evvela Afrika'dan, sonra Avrupa'dan çekilmiş, bugün Asya'da bile büyük, hem pek büyük fedâkârlıklarla yaşayabilecek kadar küçülmüş iken, bizim hâlâ uyumamız, hâlâ ibret gözünü açmak taraflarına yanaşmayaşımız, ne ağlanacak felakettir!.." 
"Yiğit, düştüğü yerden kalkar" derler. Bu satırları okuyunca onu düşündüm. M.Şemseddin'in dediği gibi, şimdi düştüğümüz yerden kalkma ve kaybettiğimiz yerleri yeniden kazanarak yeniden dirilme vaktidir. Artık uyandık. Ağlamak, döğünmek vakti geçti...
Kaybettiklerimizi kazanmak, o toprakları yeniden ele geçirmek veya fethetmek şeklinde anlaşılmamalı. O topraklarda yaşayan insanların gönüllerini fethetmek, yeter sebeptir. 
İç politikadaki küçük hesaplaşmaları, bürokrasideki sıkıntıları ve ekonomide bizi de etkileyen küresel krizi bir tarafa koyarsak, dış politikada, askerî ve diplomatik alanda dev hamleler yapıldığını söylemek yanlış olmaz.
Osmanlı'dan kalan büyük mirasa sahip çıkmak, M.Şemseddin'in söylediği kaybettiklerimizi, en azından gönül coğrafyamızda kazanmakla mümkün olacaktır.
Afrika Ülkeleri başta olmak üzere, Orta Asya'da Türk dünyası'nda, Ortadoğu'da, Balkanlar'da ve Avrupa'da kazandığımız yüksek prestij ve yadsınamaz itibar, inşallah daha büyük hamlelerin önünü açacaktır. 
Bazıları bunu kabul etmese de, hatta Türkiye'nin daha tehlikeli bir mecrâya doğru sürüklendiğini iddia etse de, Ayasofya'nın tekrar camiye tahvil iradesinin gösterilmesi, uluslararası kamuoyunda, giderek artan gücümüzün zorunlu kabulünün somut bir göstergesi olmuştur.
Biz büyük bir devletiz. Mirasımız da büyüktür. Büyük düşünen büyük hedeflere koşar. Büyük hedeflere koşanlar da, er veya geç büyük zaferler elde ederler.

Bu makale toplam 1225 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi