Bugün; 18 Ekim 2021, Pazartesi
Ömer Lütfi ERSÖZ
Metni küçült
Ömer Lütfi ERSÖZ
Ölmemiz ve yaşamamız da Allah (c.c.)'ın emri iledir
Tarih : 2021.09.20  17:54:49

     Ölüm dediğiniz hadise kişiyi ansızın yakalayan raslantısal bir hadise değildir. Âyet-i Kerimelerde: “Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.” (Ali İmran Sûresi âyet:155) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır. O, mutlak galiptir, çok bağışlayıcıdır.” Buyurulmuştur.

     Hayat, anlamsız bir var oluş olmadığı gibi ölüm de sonu hiçlik olan bir yok oluş değildir. Aksine hayat, bir hayırlı faaliyetler alanı, ölüm ise bu faaliyetlerin karşılığını bulacağımız ebedî varlık sahasına geçişi sağlayan bir dönüm noktası ve Peygamber (s.a.s.)in de belirttiği gibi bir uyarıcıdır. Bir kimse Allah‘ın izni olmadan ölemez. Savaş ile ölümün yakın olduğunu düşünmek, riski yüksek demek bile doğru değildir. Her şey Allah ‘ın bilgisi ve müsadesi ile gerçekleşmektedir. Ağaçtan düşen bir yaprak bile onun bilgisi ve emri dışında düşmez, istese de düşemez.

     Âyet-i Kerimede: “Gaybın anahtarları yalnızca O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı da bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında da hiçbir tane, hiçbir yaş, hiçbir kuru şey yoktur ki apaçık bir kitapta (Allah’ın bilgisi dâhilinde, Levh-i Mahfuz’da) olmasın.” (En’âm Sûresi âyet:59) buyurulmuştur. 

     Göklerde ve yerde insan ilminin keşf edip insanlığın istifadesine sunamadığı nice hazineler vardır ki Allah bunları bilir, zamanı geldiğinde, dilediğini insanlığın istifadesine sunar, dilediğini de kendi ilminde saklı tutar. Allah (c.c.) her şeyin yaratıcısı, sahibidir ve mülkünde istediği gibi kararını verir. Varlık âleminde hiçbir şey O’nun izni ve bilgisi olmadan gerçekleşmez.  Her şeyi Allah yaratmıştır. O’nun yaratması dışında hiç bir şey yoktur. En küçük zerreden en büyüğüne kadar her şey Allah‘ın hükmü ile yaratılmıştır. Allah’ın emri ile İnsan doğar gelişir. Her yaratılan Allah’ın emri ile görevlerini yaparlar. İnsanın kalbi O’nun izniyle atar. Kişi  Ordinaryüs olsa bile kendini ölümden koruma imkanı yoktur. Allah (c.c.)’ın belirlediği zamanda belirlediklerine ölüm gelir. Kişinin ölüm vakti geldiğinde İnsanoğlu  istemese de ölümden kurtulamaz. Bir Mü’min ölümden kaçmayı düşünmez, ölüm sonrası ebedi âlemde hesaba çekileceğine inandığı için de hayatını Kur’an ve Sünnet hükümlerine uygun olarak yaşar. Çünkü bilir ki ölüm Allah’ın emriyledir. Kişi alması gereken bütün tedbirleri kusurlu olmamak için alacak, ancak tedbiri alması takdirin gerçekleşmesini engelleyemez.

      Âyet-i Kerimede: “Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) top yekün savaşın.” (Nisa Sûresi âyet:71) buyurulmuştur.

     Barış içinde yaşamak arzu edilir bir şey olmakla beraber, tarih boyunca devamlı gerçekleştiği görülmemiştir. Uzun tecrübelerden sonra sulh, dirlik ve düzenlik isteyenlerin ancak savaşa hazır olmakla bunu elde edebilecekleri anlaşılmış, ‘Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salâh’ denilmiştir. İslâm meşrû müdafaa için, yeryüzünden zulmü, baskıyı kaldırmak, gerçek din ve vicdan hürriyetini sağlamak için savaşa izin vermiş, Müslümanları cihada çağırmıştır. Müslümanların vazifesi her zaman cenge hazır olmak, fakat meşrû sebep bulunmadıkça onu yapmamak, hazırlığı sulhun teminatı kılmaktır.  Bize düşen; sağlık, savaş ve benzeri her konuda önce den tedbirimizi sağlam alıp sonucunda da Allah (c.c.)’ın takdirine de razı olmaktır.

     Her konuda elimizden gelen bütün tedbirleri almakla yükümlüyüz. Ölmemiz de, yaşamamız da Allah ‘ın emri ile gerçekleşmektedir. İrade-i cüziyemizden dolayı bizlerin muratları gerçekleşmektedir. Kişi isterse dünya ya, isterse ahirete, isterse de hem dünya hem de ahiret hayatına göre yaşayışını sergiler. Özgür iradesiyle verdiği kararların gereği olarak ta ya cennete ya da cehenneme gitmesi de  kendi yaptıklarının kaçınılmaz bir sonucudur.

     Münafıklar uhut savaşında bizi dinleyip gitmeseler burada kalsalardı bu insanlar ölmezlerdi dedikleri için bu hususun doğru olmadığı âyetler de çok net olarak ifade edilmiştir.  Âyet-i Kerimelerde:“Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrin dekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, ‘Bu işten bize ne!’ diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, her şeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. ‘Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik’ diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.” (Ali İmran Sûresi âyet:154) “(Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: ‘Bize uysalardı öldürülmezlerdi’ diyenlere, ‘Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!’ de.”(Ali İmran Sûresi âyet:168) buyurulmuştur.

    Allah (c.c.) kendi yürüttüğü sistemi bütünüyle gönderdiği rol model Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s) aracılığı ile uygulatıp öğretmiştir. O’nun emri ve izni olmadan hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceği hakikati bilmemiz gerekmektedir. Ölüm vaktini Allah tayin etmektedir. O’nun izni olmadan hiç kimse ölemez. Ölmek istese de ölemez. Belirlediği vakit geldiğinde de yaşamak iste de yaşayamaz. Hiç kimse ölümden de kaçamaz. Kişi mesuliyetini yerine getirmekle yükümlüdür. Kulun özgürleşmesi hak ile buluşması ile mümkündür. Aksi halde dünyevileşip sahip olduklarının esiri ve kölesi durumuna düşer. Küffarın içine düştüğü anlayışa düşen Müslümanlarının zillete düşmesinin temelinde de dünyevileşip nankörleşmesi problemi vardır. Gerçek anlamda rol model Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s)’in hayatını anlayıp yaşamamız kurtuluş reçetemizdir. Çünkü Allah (c.c.)’ın vahyine muhatap olmuş, Kur’an-ı en iyi anlayıp uygulamıştır. İslam ’ı, en doğru, en güzel bir şekilde yaşayanlardan olmamız duâsı ile sıhhat ve afiyetler dilerim. 

omerlutfiersoz@gmail.com

 

Bu makale toplam 85 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi