Bugün; 08 Şubat 2023, Çarşamba
Salih Sedat ERSÖZ
Metni küçült
Salih Sedat ERSÖZ
Gazeteciler Günü ve Ayrımcılık
Tarih : 2023.01.11  15:42:05

Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilik mesleğini icra edenleri onurlandırmak için 1962 yılından itibaren her 10 Ocak’ta kutlanan bir gündür.

4 Ocak 1961’de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan 212 sayılı Fikir İşçileri Kanunu'nun Resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği 10 Ocak günü, 1962'den itibaren bir kutlama günü olmuştur.

Söz konusu düzenleme, gazetecileri "fikir işçisi" olarak tanımlıyor; iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere işin türü ve ücret miktarının yazılması gibi gazetecilerin sosyal ve yasal haklarını belirleyen hükümleri içeriyordu.

212 sayılı yasa ile kendilerine yüklenen sorumlulukları kabul etmek istemeyen 9 gazetenin patronu (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazeteleri) 212 sayılı yasanın ve Basın İlan Kurumu’nun oluşmasına ilişkin 195 sayılı yasanın mesleki sakıncalar doğuracağını iddia eden bir ortak bildiriye imza atarak gazetelerini 3 gün kapadıklarını duyurdular.

“Dokuz patron olayı” olarak basın tarihine geçen bu gelişme üzerine gazeteciler, çeşitli protesto eylemleri gerçekleştirdiler ve halkı gazetesiz bırakmamak adına boykot boyunca “Basın” adlı bir gazete yayımladılar. Basın gazetesi 11 Ocak günü " Daima Halkın Hizmetindeyiz" manşetiyle yayına başladı ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürdü. Gazetenin ilk sayısının başyazısında şu ifadeler yer aldı:

“Temel hak ve hürriyetlerimizin gerçekten kısıtlandığı, yalnız basının değil bütün memleketin gerçekten eşi görülmemiş bir tehlikenin içine sokulduğu günlerde bile gazetelerini kapatmayan ve protesto yoluna gitmeyen gazete sahiplerinin, şimdi bir ilan kurumu için yaptıkları bu hareket, basın tarihimizde herhalde şerefli bir yer kaplamayacaktır. Gazete çıkarmak çorap fabrikası işletmeye benzemez. Basın bir kamu hizmetidir.”

İstanbul Gazeteciler Sendikası, 10 Ocak'ta basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvence sağlayan kanunun çıkışı üzerine gerçekleşen medya patronlarının boykotu karşısında basın çalışanlarının elde ettikleri başarıya sahip çıkmak ve üyelerine moral vermek için 10 Ocak 1962'yi Çalışan Gazeteciler Bayramı olarak kutlama kararı aldı.

2012 sayılı yasanın uygulamadaki etkisinin azalması, çalışan gazetecilerin sorunlarının ağırlaşmasına paralel olarak zamanla kutlamaların ilk yıllardaki canlılığı azaldı.

Türkiye'de 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine kutlama gününün adı, "10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü" olarak değiştirildi.

O tarihten itibaren ülkemizde her 10 Ocak’ta Çalışan Gazeteciler Günü kutlanıyor. Konya’da da bu güne uygun olarak bazı etkinlikler yapılıyor. En önemli etkinlik Konya Büyükşehir Belediyesi’nin Konya’daki tüm gazetecilere ilçelerimizdekiler de dâhil olmak üzere yemek programı yapmasıdır.

Buradaki programın amacı elbette yemek yiyerek dağılmak değildir. Bu program, Büyükşehir Belediyemizin gazetecileri önemsediğinin bir göstergesidir. Gazetecilere değer vermek, onları bir araya getirerek bir yemekle de olsa onurlandırmak, günlerini tebrik etmek takdire şayan bir davranıştır.

Kamuoyunu aydınlatmak, halkımıza doğru ve en hızlı bir şekilde bilgi aktarmak için gece gündüz, kış yaz, soğuk sıcak demeden koşturan gazetecilerin böyle bir programda bir araya gelerek görüşmeleri ve kısa da olsa sohbet etme imkânı bulmaları da oldukça önemlidir. Bu koşuşturma içinde böyle bir program, hem bir kadirşinaslık örneği hem de gazeteciler için bir dinlenme, bir nefes alma, birbirleri ile kaynaşma etkinliği olmaktadır.

Gazetecilik benim yapmış olduğum ilk resmi görevdir. 1978 yılında o zamanki adıyla Eğitim Enstitüsü akşam bölümünde okurken MSP Konya İl Başkanı olan merhum Ali Güneri abimizin teklifi ile Türkiye’de Yarın Gazetesi’ne muhabir olarak başlamış oldum.

12 Eylül 1980 darbesini de gazeteci olarak yaşadım. Gerek darbeden önceki anarşi ortamında gerekse darbeden sonraki sıkıyönetim döneminde pek çok olaylar yaşadık. Bunlara darbeden önceki dönem için gazetemizin bombalanması, darbeden sonraki dönem için de zaman zaman gazetemizin kapatılması gibi olaylar örnek gösterilebilir. Bunları bir örnek olarak belirtmiş oldum. Dört yıl içinde nice olaylar, nice atışma ve tartışmalar, o dönemdeki gazetecilik şartları içinde nice zorluklar yaşanmıştı. Hepsi bir anı olarak hafızamızda yer etti.

Ali Mennan Mennanoğulları, Cengiz Dönmez, Nail Bülbül, Behzat Altunbaş gibi tecrübeli isimlerle beraber çalıştık. Dört yıl süren ve severek icra ettiğim gazetecilik mesleğim öğretmenlik mesleğine başlamam nedeniyle sona ermiş oldu.

Gazetecilik sona erse de bu meslekte başladığım yazarlığa o yıldan itibaren hiç ara vermeden devam ettim. Türkiye’de Yarın Gazetesinin adı daha sonra Merhaba olarak değişti. Türkiye’de Yarın’dan sonra Merhaba gazetesinde 8 yıl, Memleket gazetesinde 7 yıl yazılar yazdım. Merhaba’nın bünyesinden ayrılarak bağımsız bir gazete olan Yeni Gün gazetesinde de ilk günden itibaren 9 yıldır yazmaya devam ediyorum.  

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin vermiş olduğu yukarıda bahsettiğim yemeğe her yıl gazeteler tarafından yazarları da davet edilir. Bendeniz de daha önceki yıllarda her yıl hangi gazetede yazıyorsam o gazete tarafından diğer yazarları ile birlikte davet ediliyordum.

Ancak bu yıl benim açımdan oldukça üzücü bir olay yaşandı ve ilk defa gazetem tarafından gazeteciler yemeğine davet edilmedim. Diğer yazar arkadaşlarımın davet edildiği halde kim tarafından niçin yapıldığı bence meçhul bir şekilde bana uygulanan bu ayrımcılık beni oldukça üzdü.

Bu yıla kadar aranmadı ama gazetecilik şartının arandığını var sayarsak, Yeni Gün gazetesinde yazarlık yapan arkadaşlarımın içinde geçmişte fiilen gazetecilik yapan birkaç kişiden birisiyim. Buna rağmen gazetecilik geçmişi olmayan yazarların davet edildiği halde benim davet edilmememin adına ayrımcılıktan daha yumuşak bir kelime bulamadığım için bu kelimeyi kullanmak zorunda kaldım. Gazetemce tarafıma yapılan bu ayırımı bir türlü hazmedemiyorum. Nerede olursa olsun hayatım her türlü ayrımcılığa karşı mücadele vermekle geçti. Kılık kıyafetteki ayrımcılık, düşüncedeki ayrımcılık, ifade etmede ayrımcılık vb. ne kadar ayrımcılık varsa hepsine karşı durmaya çalıştım. Ülkemizde uygulanan ayrımcılıklara da sık sık yazılarımda yer verdim. Sürekli karşı olduğum bu uygulama şimdi bana yapılmış oldu. Bu olumsuz uygulamadan Yeni Gün Gazetesi sahibi Mustafa Arslan kardeşimin haberi ve bilgisi olmadığını adım gibi biliyorum. Bundan tam olarak yüzde yüz eminim. Kimin tarafından yapıldığı ile ilgili de elbette bir tahminim var. Ama sadece tahmin… Net bilgi değil. 

Bu olumsuzluğun daha önce hoş olmayan bazı sözlerine muhatap olduğum için tahmin ettiğim kişi tarafından kasıtlı olarak değil de bir hata sonucu yapıldığını düşünmek istiyorum.    

Bütün ayrımcılıkların son bulması dileğiyle tüm gazeteci dostlarımın Gazeteciler Gününü kutluyor, sağlık, hayır ve güzellikler içinde nice 10 Ocaklara kavuşturmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.        

Bu makale toplam 135 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi