Bugün; 21 Ağustos 2019, Çarşamba
Sıtkı YONCA
Metni küçült
Sıtkı YONCA
Yazar
Batı Anaforu
Tarih : 2019.01.14  22:14:22

                Batı öyle karmakarışık bir savruluş yaşadı ve yaşamaya devam ediyor ki, içinden çıkmaya çalışır gibi göründükçe batmanın verdiği hüzünle çırpındıkça batıyor.

                Bu batış bir tercih mi yoksa kendisine tayin edilen bir kader mi sorusunun cevabının verilmiş olduğu kanaatinde değiliz. Belki birinci ikinciyi hazırlayan bir ön şarttır. Bilmiyoruz. İkinciyi tartışmaya İslam’ın kapalı olduğunu bir tarafa bırakalım ama zaten Batı’nın kendisi terminolojik olarak bile kelimeyi kökünden inkar etmekte bir sakınca görmez.

                Öyleyse bir bakıma insanın kendisini  de inkar anlamına gelen bu tercih nasıl ve neden yapılmıştır sorusuna Kur’an, dünya sevgisindeki ifrat için ‘’siz peşini seviyorsunuz’’ karşılığıyla cevap verir.

                Dünyaya olan aşırı tutkusu yüzünden, yanlışlarla dolu olsa da, Hristiyanlığın öteye uzanan  hesabını imha ederek psikolojik anlamda rahatlayacaktı. Anafordan kaçışın en kolay yolu inkardır. Kilisenin baskısından bunaldığı zamanla; aklın dışında ne varsa inkar ettiği zaman ki bunalım arasında fark yoktu.

                17. Yüzyılın sonları ile 18.yüzyılın başlarında  sözde can sıkıntısı sebebine bağlanarak Doğuya yapılan seyahatlar sonunda  tercüme edildiği iddia edilen eserlere kendisinin hayal ettiği  despot, miskin, mistik, duygusal ve irrasyonel Müslüman tipini ilave etmekten çekinmez  ve bunu bir görev aşkıyla yapar.

                 Batı düşüncesinin , Doğu’ya yaptığı güzellemelerde de samimiyet ve içtenlik yoktur çünkü oradaki amacı Kiliseyle mücadelesine lojistik destek sağlamaktır. Kısacası bir oryantalist kurnazlığıdır yaptığı.

                ‘’Bu dönemin romanlarında bile en dikkat çeken şey’’ diyerek cümlesine başlayan Paul Hazard devamlı bir tahrip hırsıdır’’ hükmünde duramaz; nerdeyse öfkesine yenik düşmek üzeredir. ’’Hiçbir gelenek hücumdan kurtulamaz; karşı çıkılmayan  hiçbir fikir sarsılmamış hiçbir otorite kalmaz. Her türlü müessese yıkılır her şeye menfi bir tavırla bakılır.’’ dedikten sonra hüküm cümlesini şöyle kurar. ’’Nihayet dünyada hiç mevcut olmayan o memleketin insanlarının yaşadığı mesut  hayatı tasvir eder.’’

                  Zaten Doğu da hayaletler ülkesi  Batı için. Kendileri tarafından kurgulanmış ve artık dirilmemek üzere mezara konulmuş bir hayalet. Zihinlerindeki algı bu. Hayaleti mezara koymuştu ama  dirilebileceği korkusunu da hiçbir zaman aklından çıkarıp atamadı .Bu diriliş korkusuyla Doğu daha doğru ifadeyle İslam düşmanlığını hep canlı tutmayı başardı.

                20.yy son çeyreğinde İslam ülkelerindeki bağımsızlık adına yapılan siyasi ve kültürel sıçramalar Batı’nın uykularını kaçırdı. Bu sıçramaların önünü kesmek için iki yol deneyecek gibi geliyor bize. Ya Cizvitlerin Çin’li putperestlere  ‘’siz de aslında yarım Hristiyansınız’’demagojisine sarıldığı gibi   ‘’aslında Batı kültürünün kaynağı Doğudur’’ teoriğinden yola çıkıp Doğu’nun duygusal damarını yoklayarak sömürüye devam edecek; ya da teknolojisine duyduğu güvenle çok korktuğu medeniyetler çatışmasına razı olacak. Her iki tercihde  de kaybeden taraf kendisi olacak .Bunda kuşku yok.

                Sevgisi çıkara, konuşması riyaya, eylemi samimiyetsizliğe, dostluğu namertliğe, kahramanlığı bencilliğe, kibiri gizli aşağılık duygusuna, tebessümü sahteliğe açık bir Batı’yı taklit etmek kadar beni yaralayan bir yanılma yoktur. Sen  eski cebindeki güneşlere baksana.Selamlar. 

Bu makale toplam 197 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi