Bugün; 05 Haziran 2020, Cuma
Sıtkı YONCA
Metni küçült
Sıtkı YONCA
Yazar
Yazarlar yazdıklarını yaşar mı?
Tarih : 2020.05.17  15:36:15

                Prof. M.Fuat Köprülü’nün, Edebiyat Araştırmalar’ında  ‘’hayat ile eser arasında bağ ekseriyle sahtedir. Eserlerinde en kuvvetli ahlak anlayışlarına rastladığımız ne kadar sanatkar yahut ahlakçı vardır ki, ferdi hayatında o anlayışlara uymaktan tamamen uzak durur’’ hükmüyle, halk edebiyatını göklere çıkardığı halde Süleyman Çelebi’yi ‘’sarımsakzade’’ diye  hafife alarak Mevlid-i Şerif’i  ‘’halk lisanıyla yazılmış basit bir eser’’ diye tanımlayan davranışı arasında sahte bir ilişki olduğu açık.      

             Köprülü’nün, yaptığı  tespitin kendi düşünce sisteminde görünüyor olması insanı üzerken samimiyetini sorgulamaya izin veriyor ve Ali EmirÎ’nin ‘’sabık lise mezunu Kıbleli zade’’ ’hükmüne başka anlamlar yüklememize sebep oluyor. Sahi, Sabahattin Ali ‘’tipik Bizanslı Köprülü’’ ifadesini sadece sevmediği için kullanmış olabilir mi? Gerçekten lise mezunu olup prof. Üstelik ord. takviyeli bir ilim adamımız başka  yok  bildiğimiz kadarıyla.

                 Tevfik Fikret’le, Mehmet Akif arasında ki Tarih-i Kadim ve Zangoçluk tartışmalarında Fikret’i kibarca kollayarak, Akif’de seviyeyi düşüren, 1924 yılında yazdığı ‘’Milli Tarih’’ kitabında  Sultan Abdülhamid ve Osmanlı Padişahlarını zalim, gaddar olarak niteleyen Köprülü’nün,  1928 de günah çıkarırcasına ‘’Hristiyanlaşma Hadisesi ve Kültür Buhranı’’ yazısıyla Avrupai  anlamda çağdaşlaşmayı eleştirisi arasında bir sahtelik var ama nerede ve ne kadar?

                Bazen, dini Reform Taslağı Komisyonu Başkanıyken yazılı olarak sundukları dört öneriden ikincisi (Ezanın Türkçe okunması) 5 Şubat 1932 de uygulamaya konulması örneğinde olduğu gibi yazıyla eylemi  örtüşür(!) ama Köprülü adına yazık denecek bir gelişme olarak. Ali EmirÎ, Kıblelizade derken oturduğu köşk sofralarını kast ediyorsa, bu kez Köprülü haklı(!) demektir.

                Menderes tarafından Dış İşleri Bakanı yapılır ama ‘’Kıbrıs diye bir meselemiz yoktur’’ sözü çok tepki aldığı için görevden alınır. 1960 ihtilalinden sonra Mahkeme Başkanı Salim Başol’un ‘’Menderes hakkında  ne diyorsunuz?’’ sorusuna ‘’tanımıyorum’’ diye verdiği cevap da Köprülü’nün kendi hükmünde samimi (!) olduğunu ispat etmek için yeterlidir.

                Fransız romancı Balzac’ın, bitirdiği romanının kahramanı ölmüştür. O sırada içeri giren bir dostu, Balzac’ı romanın üzerine kapanmış ağlarken bulur. Dostu sebebini sorar. Balzac, öldü der. Dostu tekrar sorar; kim öldü? Romanın kahramanı cevabını alan dostu hayretle: İyi ama onu sen öldürdün madem öldürmeseydin  deyince; Balzac, insanların kaderini değiştiremezdim ki, cevabını verir.

                Düşüncenizde samimiyetiniz yoksa yazınızda samimiyet niçin olsun? Hayalindeki roman kahramanına duyduğu saygı kadar düşüncenize saygınız ve samimiyetiniz yoksa neden yazıyorsunuz ki? Sizin yaşantınızı neden merak edelim? Nasıl yaşadığınızdan bize ne?

                Halk edebiyatını  (ki Cemil Meriç’e göre dünyanın hiçbir yerinde böyle bir edebiyat tanımlaması yoktur) göklere çıkarıp sonra da Süleyman Çelebi’nin Mevlid-i Şerifi’ni  ‘’halk lisanıyla yazılmış basit bir eser’’ kabalığıyla hafife almak (daha ağırına edebimiz müsait değil) hafifliktir. Selamlar.

Bu makale toplam 293 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi