Bugün; 05 Aralık 2020, Cumartesi
Sıtkı YONCA
Metni küçült
Sıtkı YONCA
Yazar
Ölümün de bir anlamı olmalı
Tarih : 2020.10.26  11:52:18

Hayatı anlamlı kılan, ölüm ötesinin varlığıdır. Ölüm, dünya gölgeliğinin sınavındaki zamanın insan ruhuna projektör tutması ve sonucun ölüye çıplak gözle bildirimidir. Ölüye gölgede yapmış olduğu tercihlere göre bir puanlama sistemi çalıştığı için mekan seçme hakkının olmadığı bir yolculuğun adıdır ölüm.

Öyle olmasaydı gerçekten yazık olurdu insanlığa. İnandığı için ölüm ötesinden büyük ödüller bekleyerek bir çok fedakârlıklara katlanan insanla, tanrıtanımazlığı yaşamın merkezine koyan ve bütün değerleri ret eden insan arasında ölüm ötesi bir fark olmadığını kabullenmenin acısını ifade edebilecek bir psikolojik veri olduğuna inanmıyoruz. İnanmıyoruz; çünkü inkarcıda ki ‘’ya varsa’’ huzursuzluğunun ölümle yoklanıp dururken sebebin, kendisi tarafından da sezildiğini biliyoruz.

Gizlemeye çalışırken, avlu kapısından kaçırdığı kelimelere yüklediği duyguların tonunda da bahsettiğimiz huzursuzluğu fark edebilirsiniz. İnançsız olduğunu duyduğum bir arkadaşım yıllar sonra ki bir karşılaşmamız da bana ilk sorusu ‘’mutlu musun?’’ olmuştu. Evet cevabım karşısında da bir hayli şaşırdığını görünce mutsuzluğunun kaynağını anlamış mıdır acaba diye iç geçirmiştim kendisine dua etmeyi de ihmal etmeden. Çünkü bu soru, soranın mutsuz olduğunu açık ettiği kadar az ötesinde arayışa davetiye çıkaran bir tonlamayı örtmek için de kullanılabilir. 

Ölüm ötesi korku, inkarcıyı koyu bir karamsarlığa iterken alt bilinç, bireyin inanmadığına da inanmamış olmasının kesinliğiyle iletişim halindedir. Fazla iddialı bulmazsanız inkarcıların, Müslümanlara sataşmalarının altında Kabilin Habile düşmanlığının belli belirsiz izleri vardır. Yani bir kıskançlık ve haset sendromudur yaşadıkları.

Çünkü cennetin varlığını tam olarak inkar edemiyorlar ama yaşadıkları hayata göre cenneti kaybettiklerini biliyorlar. İnanan insanın hayatıyla kendi hayatlarındaki benzersizliğin verdiği sonuç fıtrattır; işte bunu yok edemedikleri için hırçınlaşıyor ve inananlara saldırarak ‘’siz neden bizim gibi değilsiniz’’ yüklü şuur altıyla intikam alıyorlar.

Kur’an, inkarcılara hitaben ‘’bu kainatı kim yarattı diye sorarsan, Allah’’ diyecekler derken  bütün insanlık için bir ruhsal fotoğraf çekiyor ve diyor ki; ‘’neden içinizdeki cevheri örtüp inanılmaması inanılmasından daha zor olan bir tercihe yöneliyorsunuz?’’ Yaratıcının bu beyanı aynı zamanda ölüm ötesi sonsuzluğun tescili olup kıyamete kadar gelecek insan için geçerli bir karakter standardı ve analizidir.

Zaman zaman bir yakınlarının cenazesinde neler hissettiklerini anlamaya çalışırım ama bu çocuksu bir meraktan değil; acaba ölüm ötesinde bir varoluşun hiç mi zihinlerine uğramadığı, hiç mi ruhsal bir ürpertiyle sarsılmadıkları hayretiyle ilgilidir.

Biraz sonra toprağa verilecek cenazenin gerçekliği bu ruhsal yapıdaki insanlara hiçbir şey söylememiş, hiçbir hatırlatma yapmamış olabilir mi gerçekten? İnsan bu kadar zihnen çökmüş, bu kadar duygusuzlaşmış ve kalbin bütün lambalarını bir daha yanmamak üzere söndürmüş olabilir mi?

Biz, inkarcı birinin inanmış olmasından ne kadar mutlu oluyorsak; onlar da inanmış bir insanın inancını terk etmesinden o kadar mutlu oluyor diyebilir miyiz? Hayret etsek de, üzülsek de Kur’an bu soruyu ‘’evet’’ olarak cevaplıyor.

Yaşadıkları bu ölümsüzlükten koparılmış hayatı hayat zannediyorlar. Böyle olunca ölüm de anlamını kaybediyor zahir. Selamlar.

 

Bu makale toplam 1116 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi