Bugün; 05 Aralık 2020, Cumartesi
Sıtkı YONCA
Metni küçült
Sıtkı YONCA
Yazar
Kitaplardan uzaklaşmak
Tarih : 2020.11.19  22:40:58

                Kitap benim şuurumda dinle özdeştir; dinin hem aracı, hem kutsalıdır. Bunda yetiştiğimiz çevrenin ve yetiştirilme tarzımızın etkisi olduğunu elbette yadsımıyorum ama kitaplar çoğulundan dini önceleyip, tercihin de ötesinde kendiliğinden bir çağrışımla Kur’an sinyalinin verilmesini ve buna alt bilincin(İD ‘in) bile hiç itiraz etmeden onaylamasını ilahi bir armağandır diye düşünüyorum. Vicdanın rahatlamasından kaynaklanan bir süzülme haliyle beyni sessizleştirerek dinlendiren bir armağan.

                Elli yıl önceki türküde, belki hiç okumadığı, okuyamadığı halde  sevgisinde samimi olduğuna inandırmak için ‘’ getir el basayım Kelamullah’a’’ diyen  sevgili,  kitabı güvenin merkezine aldığını söylerken sevilenin de, bu güvenle mutmain olacağını biliyordu. Çünkü (o yılların) her iki vicdanında da kitaba edilen yemin  asla yalan olamazdı ki…

                Pedagoji tarihi açısından 4200 yıllık  Çinlilerin Şoking adlı kutsal kitapları halâ bazı ahlaki değerlerini bugün dahi muhafaza ediyor;(doğru olup olmadığını tartışabiliriz) ama ilk eğitim kitabını yazdığı iddia edilen antik Mısırlı Ptah-Hotep insanlığı fazilete davet ederken kitabın metafiziğini kullanıyor; sosyal doku da bundan mutluluk çıkarıyorsa faziletten nasipsiz kitaplarla tarih yolculuğu yapamazsınız. Yani kitap bilgi kadar ahlakı da davet eder, etmelidir benliğimize; kendisi ahlaksızlığı teşhir ediyorsa da güzel ahlakı araştırmayı  öğretmek için gerekli elbette. Bu yüzden her kitabın dine uğrama zorunluluğu varmış gibi geliyor bana; çünkü dini reddederken bile dine muhtaçtır kitap. Teze antitez getirmek için tezi kullanmak zorunda değil misiniz?

                Şimdiki yerli Batı misyonerlerinin çabalarıyla çürütülen sosyoloji ile Bizans artığı azınlığı istisna ederseniz bu toplumun vicdanında ki kitaba verilen değer, onun Kur’an-ı Kerimi okuyup bitirdikten sonra üç kez saygıyla öpüp yüksekçe bir yere koymasında saklıdır. Ancak ruhumuzdaki saf kelimeleri kirlettikçe kitapları da kirlettik. Bazı ilahiyat kitapları bile nerdeyse Marx’ın  Kapital’ini aratmaz zihin dünyamızı bulandırmada.

                Kitabın metafizikle bağlantısını kestiğiniz oranda ağırlığını ve ciddiyetini kaybettiğiniz için inanırlığını da aynı oranda kaybedersiniz. Bir kitabı eleştirirken onu düşman olarak değil, ötelerin geriliminden uzaklaştığı, daha doğrusu kitap olma özelliğini kaybettiği için eleştiririm. Sonsuzluğu, ihtirasımız  kadar bile bir ömrü olmayan  ontolojiye feda etmek için kelimeleri yerinden oynatan anlayışın ürettiği kitabı kitap olarak bile anılmaya değer bulmuyorum. Onun için inkara saplanmış bir kitabın bana vereceği bir kıymet yoktur.

                 ‘’Bir yazarı görmek kalbimizin hızla çarpmasına sebep oluyordu; onunla birkaç kelime konuşmak elindeki kalemle kitaba imzasını atmak  bir mucizeye tanıklık etmek gibiydi. Yakın gelecek de eskisi gibi olabileceğini sanmıyorum. Yaşadığımız ağır travmalar yüzünden mesafeler kolay kapanmayacak’’ diyen Tarık TUFAN’ın travmalarında yazarın ve kitapların etkisinin ne olduğu ne kadar olduğu araştırmayı hak ediyor ama bizim kitaplarımızdan uzaklaşmanın travmaları tetiklediğini, gözlemlerimizden yola çıkarak söyleyebilirim. Selamlar.                  

 

Bu makale toplam 1424 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi