O’nu Peygamber olarak seçip insanlığa gönderen Yüce Allah, “Allah’a ve Rasûlüne itaat edin” buyurarak kendisiyle birlikte O’na da itaat etmemiz gerektiğini emretmiştir. Ayrıca O’nun bizim için en güzel örnek olduğunu beyan buyurmuştur. Yaratıcının “Peygamber size neyi emretmişse onu yapınız, neyi yasaklamışsa ondan kaçınınız” şeklindeki kesin ve tartışmasız emri fermanı, bizzat Allah-ü Teâlâ’nın O’na verdiği değerinin ve bizden istediği kulluk görevinin nasıl olması gerektiğinin bir göstergesidir. Bu kesin emirler ortada iken bazı kendini bilmezlerin, “Kur’an’dan başka kaynak tanımayız” demeleri, Efendimizin hadis-i şeriflerini ve sünnetini kabul etmemeleri ne büyük gaflet ve ne büyük dalalettir. Sünnete ittiba etmeyenin durumu; tembellikten ise yoldan sapmak, sünneti ehemmiyetsiz görmek ise büyük cinâyet, sünneti kabul etmemek, reddetmek ise Allah’a isyan etmek ve İslâm dairesinden çıkmaktır. Zira O’nu seçen ve O’na itaat etmemizi emreden bizzat Allah’tır. O’na isyan etmenin, O’nu, O’nun sözlerini ve sünnetini reddetmenin Allah’a isyan anlamına geldiğini ve O’nun nefsinden konuşmadığını bize bildiren bizzat Kur’an’dır.
Kimsesizlerin kimsesi, dertlilerin dermanı, hastalıkların ilacı, insanların en yakın dostu olan ve rahmetiyle, merhametiyle tüm insanlığı kuşatan Efendimiz; çevresindekilere; “elinizden ve dilinizden başkaları zarar görmesin” buyurdu. “Merhametli olun, birbirinizi sevin, birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsiniz” dedi. “Yetimin başını okşayın, açları doyurun, hastaları ziyaret edin” diye öğütler yaptı. “Komşusu açken tok uyuyan bizden değildir” dedi. “Mazlumun bedduasından sakınınız” buyurdu. Bir kimsenin kendisine yapılmasını istemediğini başkasına yapmamasını emretti. “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez” buyurdu. Bunları sadece söylemekle kalmadı, ince ince yaşadı ve yaşattı. O’nun hayatı güzel ahlâk, şefkat ve merhamet örnekleri ile doludur. O’nun eğitiminden geçen binlerce sahabinin hayatında hep aynı güzellikler görülmüştür.
Son Elçi, son Rasul Hz.Muhammed (SAV) dir. O en büyük insan, en büyük önder, en büyük örnek, en büyük imam, en büyük Devlet Başkanı ve en büyük Peygamberdir. İzinden gidilecek tek rehberdir O…Yılmadan verdiği mücadelesi ile batılın hükmünü ortadan kaldıran ve Hak’kın hakimiyetini tesis eden en büyük Komutandır O…Sevgisi ve merhameti, engin hoşgörüsü, sabrı ve şefkati ile en güzel öğreticidir O…Samimiyeti, kardeşliği, dostluğu, vefalı olmayı, zulmetmemeyi emreden ve ümmetinden bu hasletlerden asla vazgeçmemeyi isteyen Nebiler Nebisidir O… Adı güzel kendi güzel Muhammed’dir O…Bir Sevdadır Hz.Muhammed…Anlaşılması ve yaşanılması büyük bir ihtiyaç olan bir Sevda…Bir Aşktır Hz.Muhammed…Bedenimizi ve ruhumuzu bütünüyle kuşatması gereken bir Aşk…Bir Rahmettir Hz.Muhammed…Kana kana, yudum yudum içmeye muhtaç olduğumuz bir Rahmet...Dünyada izinden yürüyeceğimiz bir önder, bir rehber, âhirette ise şefaatına muhtaç olacağımız bir Sevgilidir O…Bugün zalimlerin hakim olduğu dünya, ne kadar muhtaç O’na ve O’nun ilkelerine…
Ey Allah’ın Rasûlü; Bir güneş gibi doğuverdin üzerimize… Şan verdin bütün âleme… Şeref verdin bütün kâinata… Huzur ve saadet getirdin bütün insanlığa… Ama ne yazık ki, Senden 14 asır sonra insanlık yine cahiliye dönemine döndü. Senin getirdiğin ilkeler ve hayat sistemi terk edildi.
Ümmetin olarak büyük sıkıntılara dûçar olduk. Karanlıklar içine daldık. Yolumuzu kaybettik. Çok büyük sıkıntılara, içinden çıkılmaz problemlere ve dermansız dertlere dûçar olduk. Karanlıklar içinde bocalayıp duruyoruz. Senin getirdiğin saadet nizamına, senin hayat sistemine ne kadar da muhtacız şimdi… Dünyada senin ilkelerine, âhirette de şefaatine muhtacız Efendim...
Her türlü hatamıza ve yanlışımıza rağmen ümmetin olarak Senin adını, Senin şanını unutmadık Efendim… Senden sonraki yüz yıllar içinde gelip geçen çağın Nemrutları, Firavunları ve Deccalları Seni bize unutturamadılar, unutmadık Seni Ya Rasûlullah… Emirlerini yeterince yapamasak da, bıraktığın Kur’an ve Sünnet yolundan sapmalar yapsak da unutmadık Seni… Senin getirdiğin hayat nizamına ve koyduğun ölçülere tam riayet etmesek de, unutmadık lâtif, lasîf ve ruhumuza huzur veren ismini… Senin kurduğun saadet nizamından uzaklaşmış olsak da unutmadık kutsal yolculuğun olan Miracını… Senin hayat sistemini uygulamasak da unutmadık kutsal yürüyüşün olan Hicretini… Tam istifade edemesek de unutmadık senin kutsal ışığını…
Unutmadık seni Ya Rasûlullah, unutmadık, unutmayacağız. Şefaatine muhtacız, “Ümmeti” diyen sesine ve Rahmet dolu yüreğine muhtacız. Tut elimizden ey sevgili… Sancağının altına al bizleri de ey Rasûl, ey Nebi, ey benim Efendim…
Mevlid Kandilinizi tebrik ediyor, hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum. Mutlu yarınlar efendim.
--...




Mehmet Emin Parlaktürk
Ömer Lütfi ERSÖZ
Mustafa Balkan
Yücel Kemendi
Adem Seleş
Cemil Paslı
Aşık Ataroğlu
Cemaleddin Sancar
Kazım Öztürk
