Hanım anlattı.
Meram - Karahöyük’te ikamet eden 87 yaşındaki Fadime Nine’yle otobüste tanışmışlar.
Fadime Nene, hanıma “Kuzum üç gündür evde üşüyorum. Belediyeciler kömür getireceğiz dediler, getirmediler. Ben de donmamak için akrabalarımın yanına gideceğim. Kömür almak için onlar bana yardım ederler. Aydınlıkevler’e nasıl giderim, bana yol gösterir misin?” diyor.
Fadime Nine, üç oğlunu da trafik kazasında kaybetmiş. Bu sebeple en yakın arkadaşının da olmadığı bir evde yalnız yaşadığını öğreniyoruz.
Şimdi soruyorum; o mahallenin muhtarından belediye başkanlarına, bu şehrin İlbeyi’nden o mahalle komşularına varıncaya kadar…
Fadime Nene, eksi (-10) dereceye kadar düşen o soğuklarda evinde donmuş halde bulunsaydı, bu korkunç trajedinin sorumlusu kim ve kimler olacaktı?
Üç gündür kömürü evine götürmeyen belediye yetkilileri mi?.
Üç günden beri evinin kapısını çalmayan mahalle komşuları mı?.
Yoksa bir sürü yetkiye sahip olup da yetkisini kullanmayan o mahalle muhtarı mı?.
Sahi kim?..
Atalar “Ev alma komşu al” diye boşuna söylememişler. Bu devirde çocuğunuzu, malınızı veya paranızı emanet olarak bırakabileceğiniz kendisine güven duyacağınız ve güveneceğiniz kaç komşunuz vardır?
12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları, gençlere sadece eğitim vermiyor, aynı zamanda mahallede yalnız yaşayan fakir fukara ile yardıma muhtaç Fadime Nene gibi yaşlı ve kimsesiz insanların da temel ihtiyaçları gideriliyordu. Yani mahallelerin gençlik sorumluları, bu ve buna benzer istihbaratları alarak ocağa bildirmek ve gereği neyse yerine getirmekle mükellef idiler. O zamanın Ülkü Ocakları’nın çalışma sistemleri böyle idi. Konya’lı zenginlerden alır, yoksul ve yardıma muhtaç ailelere dağıtırlardı.
On yıldan bu yana ismi “Adalet ve Kalkınma” olan bir siyasi parti iktidardadır.
Güzel şehrimiz Konya’nın merkez üç belediye başkanı da bu partiden seçilmiş yerel yöneticilerdir.
Ellerinin altında 1980 öncesinin değil de günümüz ve çağımız teknolojileriyle donatılmış namütenahi imkânlara sahip olmalarına rağmen; Fadime Nine, üç günden beri evinde neden üşümektedir?
Bu partinin gençlik, kadın kolları ve mahalle teşkilatları yok mudur?
Bu şehrin kenar mahallelerde gerçek fakir ve hakiki yardıma muhtaç aileler çoktur. O aileler samimi oldukları için Allah’tan başka kimseden yardım talebinde bulunmayabilirler. Böyle insanlar ve aileler inanın şu koca Konya’da o kadar fazla ki…
Bunları ne mahalle muhtarları, ne yandaki komşuları (komşuluk hakkını gözetenlere sözüm yok) dahi bilemezler. İşte bu insanların kapısını çalmak ve “tanrı misafiri” gibi o evlere girmek gerekir. Bir de o mahallenin, o apartmanın akil yaşlı teyze veya neneleri o tür aileleri ancak bilebilirler.
Eskiden bırakınız mahalleyi, apartmandaki komşular dahi birbirlerinin hakkını gözetir ve kapısını çalarak “Hu! Komşu nasılsın? Bir ihtiyacı var mı?..” diye sorarlardı.
O dönemlerde insanlık üst düzeylerde seyrediyordu. Yani henüz ölmemişti! Kimse, kimsenin ne namusuna, ne malına, ne mülküne ne de kazandığı paraya yan gözle bakmazdı.
Komşu aç kaldıysa; “Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” düsturu çerçevesinde yemekler hemen pişirilip giderdi. Komşu para yardımına muhtaç ise hemen para toplanır ve oracıkta ihtiyacı giderilirdi. Odun ve kömürü bittiyse hemen bütün komşular seferber olurdu..
Şimdi “nerede o komşular!”, “nerede o insanlar!”, “insanlık çoktan öldü!” diyenlerinizin seslerini duyar gibiyim.
Biz böyle değildik a dostlar!
Sahi bu kış, Konya’da Fadime Nene gibi kaç yaşlı teyzenin, kaç yaşlı amcanın kapısını çaldık.
“Hu! Komşu nasılsın, bir ihtiyacın var mı?” diye gönüllerini aldık mı?..
Fadime Nene üç günden beri sobası yanmayan odada üşümüş!. Siz eksi on derece (-10) derece soğuk bir odada yatağa bürünerek hiç yattınız mı? Fadime Nine dördüncü günde öyle uyuyup kalsaydı belki de donarak ölecekti!
“Hu komşular!” Sizin bundan hiç haberiniz olmadı mı?..
--...




Salih Sedat ERSÖZ
Mehmet Emin Parlaktürk
Ömer Lütfi ERSÖZ
Yücel Kemendi
Adem Seleş
Cemil Paslı
Aşık Ataroğlu
Cemaleddin Sancar
Kazım Öztürk
