Haber, billgi toplamak, durumu tespit etmek ve hakimiyyet kurmak için başvurulan örgütlü veya örgütsüz faaliyetlerdir.
Kimler tarafından, kime karşı, nasıl ve neden yapıldığı? Gibi soruların cevabını şer'i süzgeçten geçirmedikçe " İstihbarat"ı iyi değerlendiremeyiz. Zira duygusallıkların karıştığı her konuda olduğu gibi, istihbarat gibi ciddi bir konuda çeşitli sebepler ileri sürülerek, her ne şekilde olursa olsun isthbarata meşru bir kılıf giydirilebilir. Oysa belli kuralları, hakkaniyet esaslarına uygun hedefleri olmayan bir istihbarat teşkilatı, netice itibariyle millete ve ümmete faydadan ziyade zarar getirir. Komplolar, infazlar, faili meçhuller, provakasyonlar, tehditler, maddi kazanç sağlamalar vs... olumsuzluklarla kıvranıp duracaktır. Bütün bunlar hak ve hukuk değerleri ile donatılmamış istihbarat elamanlarının vereceği acı meyveler olacaktır. Bu söylediklerimiz bütün kuruluşlar için geçerlidir. Özellikle istihbarat teşkilatı için...
İstihbarata ihtiyaç var mı? Temelde dış istihbaratı gerekli kılacak sebepler olabileceği için,ihtiyaç vardır diyebiliriz. Dinimize, toprağımıza ve kutsallarımıza göz dikenlere karşı müdafaa ve mukavemetimizin yollarından biri de istihbarattan geçer. " savaş taktiktir." hadis-i şerifi, bir müsluman için önemli bir ikazdır.İstihbarat da bu taktiklerin en önemli kısmıdır.
İç istihbarata gelince durum değişir. Din birliği olan bir ümmette, asayiş gizli istihbaratla sağlanıyorsa, orada eğitim yetersizliliği veya kirliliği vardır. Yani edep-terbiye, haram-helal, adalet-zulüm, hak-hukuk, doğru-yalan konularında vahiy kaynaklı eğitim almamış toplumdaki asayişi istihbari bilgilerle veya baskıyla sağlayamazsınız. Bugün korkarak size itaat eden, yarın öfkelenerek baş kaldırması mukadderdir. Böyle bir toplumda münafıklık çıtası yüksektir. Karşılıklı güven ortamı yetersizdir. Şüphecilik ağır basar. (özellikle bazı bölgelerdeki normal memurlara istihbaratçı yaftasının vurulması gibi) Şüphecilik fişlemeyi, fişlemecilik korkuyu; korku gizli düşmanlığı; düşmanlık terörü tetikler. Böyle bir ortamda topladığınız istihbari bilgiler de şüpheden uzak değildir. Onun için iç istihbarat mutlaka lağvedilmelidir. Yerine egitimin maddi ve manevi kalitesini artıracak adımlar atılmalıdır. Manevi esaslara dayalı olmayan eğitimin acı meyveleri ortadadır.Yalnız devletin çeşitli kademelerinde ortaya çıkartılan rüşvet olaylarını dikkate alırsak, bu işin vahametini tespit etmemiz için yeterlidir. Kalbinde Allah korkusu, davranışlarında kanun etkisi olmayan insanları her zaman istihbaratla mı takip edeceğiz? Öyle olacaksa MİT Teşkilatı'nın nüfusumuz kadar kadrosu olması gerekir. Böyle bir ülkeye de cumhuriyetçi, demokratik, medeni-muasır diyemezsiniz. Zaten istihbaratın verdiği korkuyla ayakta duran milletlerin yıkılması her zaman beklenen bir durumdur. Ortadoğuyu okuyucularımıza hatırlatmakla iktifa ediyoruz. Türkiye de bu durumdan çok uzak değildir. Bu vesile ile Cenabı Allah'tan İslam ümmetine kurtuluşlar niyaz ediyorum.
Her konuda olduğu gibi, istihbaratın meşruluğu konusunda da ilk müracaat edeceğimiz kaynak Kur'anı Kerimdir. " Ey iman edenler! Allaha itaat edin. Peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz- Allaha ve ahirete gerçekten inanıyorsanız- onu Allaha ve Resule götürün( onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. " Nisa 59. Ayeti bir mümin için vazgeçilemez bir öldürür. Buna göre:
1. İstihbaratçının nitelikleri Allah'ın uygun gördüğü nitelikler olmalıdır. Mesela istihbaratçı öncelikle Allah'tan korkmalı. " Ey iman edenler! Zandan çokça kaçının. Çünkü zannın bir kısmı da günahtır... " Hucurat 12. Ayetini hatırından çıkarmamalıdır. Gerekli bilgileri kimsenin heremine girmeden toplamalı. Kimsenin niyetini okumamalı. Şüpheli haberleri kesin bilgi diye sunmamalı. " Hakkında (kesin) bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur." İsra 36. Sorumlular toplanan bilgiler toplumu tedavi etmede kullanmalıdırlar. İstihbaratçı kendi aleyhinde de olsa hakkı söylemekten çekinmemelidir. Yalan söyleyerek karşı tarafı mağdur etmemelidir. Maddi bir menfaat karşısında başkasını satmaya teşebbüs etmemelidir. Her zaman, önce Allaha karşı sorumlu olduğu bilincinde olmalıdır. Dolayısıyla mahkemesiz infazlara asla karışamayacaktır...
2. Kime karşı istihbarat yapılmalı?
İç istihbaratın gereksizliğine, hatta toplumda oluşturacağı tehlikelere işaret etmiştik. O halde istihbarat bize karşı düşmanca davranan dış güçlere karşı yapılmalıdır. Onun da Din'i delili vardır. Yeterki haddi aşmayalım.
Burada önemli olan nokta şudur: Bir müslüman istihbarat görevini yerine getirirken bir başka müslüman veya müslüman ülke aleyhine kafirlerle işbirliği yapamaz. Çünkü müminleri dışlayarak yahudi ve hiristiyanları (özellikle istihbaratta) dost edinmek Kuran'a aykırıdır." Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten kin ve düşmanlıkları ağızlarından belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları(düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, ayetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz." Ali İmran 118. Ayeti bunun delilidir. Terör üzerine devlet kuran İsrail'in MİT musteşarı Hakan Fidan'a şiddetle tepki göstermesi, gerçekleri bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.
3. İstihbaratın nasıl ve hangi gerekçeyle yapılacağını en geniş manada mutahassısları bilir. Birinci ve ikinci maddelerde yaptığımız açıklamalar, Müslüman bir istihbaratçı için yol gösterici olduğu kanaatindeyiz.
"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun." Hadisi şerifiyle sizi başbaşa bırakarak Allah'a emanet ediyorum.
Dr. CEMALEDDİN Sancar
--...




Salih Sedat ERSÖZ
Mehmet Emin Parlaktürk
Ömer Lütfi ERSÖZ
Mustafa Balkan
Yücel Kemendi
Adem Seleş
Cemil Paslı
Aşık Ataroğlu
Kazım Öztürk
