Bugün; 25 Mart 2023, Cumartesi
Ahmet EFE
Metni küçült
Ahmet EFE
Cümle Kapısı
TE’VÎLÂTܒL-KUR’AN’ ın Türkçeye Tercümesi’nden NOTLAR
Tarih : 2022.12.01  12:27:41

BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHÎM

 

Ebû Mansur el-Mâtürîdî’nin

TE’VÎLÂTÜ’L-KUR’AN’

İsimli Eserinin Türkçeye Tercümesi’nden NOTLAR

Hazırlayan: Ahmet Efe

KISA BİR AÇIKLAMA

Ehl-i Sünnet Mezhebi mensuplarının büyük çoğunluğu tarafından İtikatta “İmam” kabul edilen büyük âlim Ebû Mansur el-Mâtürîdî günümüzde Özbekistan sınırlarında bulunan Semerkand şehrine bağlı Mâtürid kasabasında doğmuş, bir asra yaklaşan bereketli bir ömürden sonra M. 944 yılında yine bu kasabada vefat etmiştir.

Yüksek bir zeka, derin kelâmî düşünce ve takva dolu bir hayat yaşayan bu değerli âlim bir çok kıymetli eser kaleme almışsa da bunlar arasında “Kitâbü’t-Tevhid” ve bilhassa “Te’vîlâtü’l-Kur’an” isimli eserleri büyük şöhret kazanmıştır.  Asıl nüshaları Arapça olan “Te’vîlat”, merhum Bekir Topaloğlu’nun gayretleri sonucu, bazı akademisyenler tarafından Türkçeye çevrilmiş ve eski Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can ve Ensar Neşriyat’ın destekleriyle 17 cilt halinde neşredilmiştir. 18. Cilt Fihrist olarak hazırlanmıştır.

Biz aylarca süren bir okuma eylemi sırasında ciltler içinde tespit ettiğimiz bazı yerleri işaretlemiş ve daha sonra bunların bir kısmını toparlamak suretiyle elinizdeki kitapçığı hazırlamış bulunuyoruz. Her biri büyük bir meselenin çözümüne işaret eden bu parağrafları dikkatle okuyarak pek çok itikadî esasa nüfûz etmek mümkün olacaktır. Büyük İmam’ın âyetleri te’vili sırasında takip ettiği esas; lüzümsuz bilgilerden kaçınmak, ehl-i bidat fırkaların yanlışlarını ortaya koymak ve bilhassa kelâmî okullardan biri olan Mûtezile’nin İslâm dışı görüşlerine cevap vermektir. Her Müslümanın üzerinde durması, bilmesi ve başkalarına da öğretmesi gerekli pek çok meselenin bir araya getirildiği bu küçük çalışmanın hayırlara vesile olmasını diliyor, başta eserin müellifi İmam Mâtürîdî hazretlerinin aziz ruhu olmak üzere, eserde emeği geçen herkese rahmet diliyoruz. Yüceler yücesi Allah’ın niyetlerimizi hâlis, amellerimizi makbul, ilim ve irfanımızı ziyadeleştirmesi duasıyla...   Ahmet Efe  26. 11. 2022  Çekmeköy, İstanbul

1. CİLT’ten Notlar

* Besmele Fatiha’dan değil Kur’an’dan bir âyettir. (s. 31)

Hanefîler Besmele’nin Kur’an’dan bir ayet olduğunu ve fakat surelerin başlarında bulunan Besmelelerin ayet değil, surelerin birbirinden ayrılmasını sağlayan işaretler olduğunu belirtmişlerdir. Şafiîler ise bu Besmelelerin  her birini birer ayet kabul etmiş, namazlarında da Besmeleyi açıktan okumayı tercih etmişlerdir.

* Bütün dualarda sünnete uygun düşen, onların gizli olmasıdır. Bu konudaki kural şundan ibarettir: İmamın ve cemaatin iştirak ettiği her türlü zikir ve duanın Sünnet’e uygun şekli gizli olmasıdır, bundan sadece ihtiyaç hissedildiğinde duyurmaya vesile olanlar istisna edilir. Bu kural Fatiha’nın sonundaki “veleddâllîn”in ardından söylenecek âmin duasını da kapsar. (s. 35)

* Türkçe’de ceza kelimesi “kötü davranışa karşı üzüntü, sıkıntı ve acı veren uygulama” anlamına geldiği halde Arapça’da “hem kötü, hem de iyi davranışa karşı uygulanan ceza ve mükâfat” anlamına gelir. (s. 43, Dipnot)

* İmanda inşaallah demek hiçbir zaman isabetli değildir. (s. 44)

Yani bir kimse, biraz şüphe ve tereddüt gösterecek biçimde,  “İnşallah mü’minim” dememeli aksine imanının varlık ve kesinliğini göstermek için “Elhamdülillah Müslümanım” demelidir.

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre Kur’anda geçen “Hurûf-u Mukatta” Mütaşabih ayetlerdendir. Belki bunlar yemin ifadeleri, sûre adları olabilir. Söze başlangıç için, dikkat çekmek üzere indirilmiştir. Bunlara Teşbib kabilinden sözler denilir. (Bk: s. 55-59)

* İman, kalbin tasdiki ile oluşur. (s. 64)

* Allah münafıkları “hastalar” diye nitelemiştir…. Münafıklar dışındaki kâfirler ise din konusunda böyle bir tutum benimsemeden, kalplerinde gizlediklerini sözleriyle açığa vurmuşlardır. Allah da onları “ölüler” diye nitelemiştir…. Cenâb-ı Hak mü’minleri “diriler” diye nitelemiştir, zira onlar hayatlarından faydalanmayı bilmiş ve onun vasıtasıyla ebedi hayatı elde etmişlerdir. (s. 66)

* İman kalp ile tasdiktir. Bunun delili tefsir, dil ve edebiyat âlimlerinin hepsinin Kur’an’ın tamamında geçen “âmenû” (iman ettiler) ifadelerini “saddekû” (tasdik ettiler) şeklinde açıklamış olmalarıdır. (s. 68)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre “Allah istihza (alay) eder, Allah aldatır, Allah tuzak kurar demek, Allah onları yaptıklarına denk gelecek şekilde cezalandırır” demektir. (Bk: s. 70)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre cennet hayatı ebedîdir, sonsuzdur. Cehennem hayatı da öyledir. (Bk: s. 95)

* Arş, yaratılmış âlemin en üst noktası konumundadır. (s. 103)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre, meleklerin Hz. Adem’in yaratılacağını duyduklarında, “Seni övgü ile yüceltip aşkınlığını dile getiren bizler varken, orada (yeryüzünde) bozgunculuğa yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” (Bakara: 2/30) demeleri bazı âlimlere göre meleklerin bir sürçmesi, yani zelledir. Bazı alimler şöyle demiştir: “Orada bozgunculuğa yol açacak… birini mi yaratacaksın?” mealindeki ifade, İblis’e aittir. Aslında bu sözle karşılık veren İblis’tir fakat çoğul ifade kipinde zikredilmiştir.  Başka bir görüşe göre ise melekler zelleye düşmemiştir. Bilakis Allah onlara âdemoğullarının fesat çıkaracaklarını önceden haber vermiş, onlar da: “Bunu nasıl yapabilirler, hiç düşünmezler mi, biz seni takdis ediyoruz!” diyerek şaşkınlıklarını belirtmişlerdir. Bir başka yoruma göre meleklerin bu beyanı nefiy (olumsuzlama) değil, ispat konumundadır. Yani onlar: “Sen bunu yaparsın, çünkü asi olacak kimseleri yaratmakta senin için hiçbir zararın bahis konusu olmadığı gibi itaat edecek kimseleri yaratmakta da bir menfaatin yoktur.” demişlerdir.  (Bk: s. 104-107)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre İblis melekler zümresinden değil, cinlerdendir. (Bk: s. 115)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre Sünnet Kitab’ı neshedebilir. Çünkü Hz. Âdem’e secde Kitap ile sâbit olmuştur. Hz. Yusuf’a yönelik secde de aynı durumdadır. Ancak daha sonra Resûlullah (s.a.) onu yasaklamış ve bu fiil haram kılınmıştır. Bu durum Sünnet’in Kitab’ı neshettiğini kanıtlamaktadır. (Bk: s. 120)   

* Âdem ile Havva’nın girip ikamet etmekle emrolunduğu cennetin mahiyeti kesin olarak bilinmemektedir. (s. 121)

* Biz insanlar genişlik ve bollukla da sınava tabi tutuluruz. Bir zaman gelir de darlık ve musibetle karşılaşırsak bu, kendi elimizle hazırladığımız bir sonuçtur. (s. 123)

* Hasan-ı Basrî huşuun, kalpten ayrılmayan korku hali olduğunu söylemiştir. (s. 146)

* Din açısından izin verilmeyen her davranış zulümdür… Zulüm bir şeyi yerli yerine koymamaktır. (s. 154)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre Mûtezile mezhebi mensupları “Kebîre yani büyük günah sahibini kâfir eder!” diyerek büyük bir yanlışa düşmüşlerdir. Ehl-i Sünnet’e göre haramı helal kabul etmedikçe kebîre mü’mini imandan ihraç etmez. Yine Mûtezile’ye göre “Allah her şeyin en iyisini (aslah) yapmaya mecburdur!” Bu anlayışın da sahih bir inanca dayanmadığı açıktır. Yüce Allah hiçbir şeye mecbur değildir. Mûtezîleye göre “Kul fiilini kendi yaratır!” Halbuki yaratma sadece yüce Allah’a aittir. O’ndan başka hiçbir kimse hiçbir şey yaratamaz. Mûtezile “Hüsun-Kubuh” meselesinde de büyük hataya düşmüş, “Allah’ın yarattığı cisimler içinde çirkin şey yoktur!” gibi aşırı bir sözle ayet-i kerimeleri inkâr noktasına gelmiştir. Nitekim Bakara Suresinin 65. ayetinde kendilerinden bahsedilen Yahudiler “aşağılık maymunlar” [Bakara, 2/65] haline sokulmuşlardır ki bunlar çirkindir! Yüce Allah hayrı yarattığı gibi şerri, güzeli yarattığı gibi çirkini de var eden yaratıcımızdır. (Bk: s. 175-180)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre, “İsrailoğulları kaba anlayışları ve kıt akıllarına rağmen Mûtezile’ye nispetle Allah’ı daha iyi tanıyor ve daha ileri bir derecede tevhid anlayışına sahip bulunuyordu. Çünkü onlar [Sonunda buzağıyı kesmeye karar verdiklerinde “İnşallah istenen sığırı bulmayı başarırız.” [Bakara, 270] demişlerdi.] Onlar “Allah dilerse doğruyu bulmuş olacağız” dediler. Mûtezile ise, Allah kâfirlerin de hidayete ermelerini dilemiş, fakat kendileri hidayeti benimsememeyi istemiştir” demektedir. Onların deyişine göre kâfirlerin iradesi Allah’ın iradesine üstün gelmiştir. Söz söylerken aşırı gitmekten, dinî konularda bilgisiz ve kaba davranmaktan Allah’a sığınırız.” (Bk: s. 186)

* İmam Mâtürîdî’nin açıklamalarına göre, Bakara suresinde bahsedilen sığır, inek değil, öküzdür. O, bu konuyu açıklarken şunları söylüyor: Allah Teâlâ önce “bakara”yı (sığır, inek) zikretmiş, sonra bununla öküzü kastettiğini “Ne toprağı sürmek için çifte koşulan” [Bakara, 2/71] buyurmak suretiyle açıklamıştır. Toprağı sürüp ekini sulayan inek değil, öküzdür.” (s. 187)

* Ruhulkudüs’ün Cebrail olduğu söylenmiştir. Aslında “kuds”ün orijinal şekli “kuddûs”tür, okunuşu kolaylaştırmak için vâv harfi atılmıştır. Hz. Îsâ’nın Ruhulkudüs’le desteklenmesi Allah’ın onu günahtan uzak tutup korumasıdır, hatta şeytan herhangi bir şeyle tahrip etmek şöyle dursun kendisine hiç yaklaşamamıştır bile. (s. 203)

* Ebu Hureyre’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: “İmam namazda ‘Semiallahu limen hamedeh’ (Allah kendisine hamdedene icabet etmiştir) dediğinde siz de ‘Allahümme rabbenâ leke’l-hamd’ (Ey Rabbim olan Allah’ım! Bütün övgüler sana mahsustur) deyin. Şunu bilin ki bu hamd ve senayı yaparken söyleyişi meleklerin söyleyişine denk gelen kimsenin geçmiş günahları affedilir.” (Buhârî, “Ezan”, 51; Müslim, “Salat”, 77) (Dipnot. s. 209

(Devam edecek)

Bu makale toplam 104 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi