Bugün; 23 Mayıs 2024, Perşembe
Cemaleddin Sancar
Metni küçült
Cemaleddin Sancar
Ruhunu zarfa koyan mücahit! Hâlâ anlamadın mı?
Tarih : 2016.07.28  09:27:40

csancar55@hotmail.com

   Hizmette sınır yoktu. Gece gündüz demeden o küheylanlar koşuyordu. Yeter ki bir talebe okutalım diye. Kimi burs, kimi gıda maddesi, kimi de kurban ve derisini toplardı. Hizmetin bir başka adı da  "Sorma yürü tarikatı " idi.  Hedef yeni bir nesil yetiştirmekti; Adil, şahsiyetli, doğru-dürüst hakim, savcı, asker, öğretmen, esnaf, hoca v. s.

   Görünürde oldukça güzel olan bu faaliyetlere karşı halkın tepkisi ise -istisnalar hariç- olumluydu. Cömertlik damarı kabarmış, gayrete gelmiş, maddi manevi destek için sınır tanımıyordu.

   " Simaları secde eserinden yüzlerindedir. " Ayetinde ifade edildiği gibi iyi gençler yetiştiriliyordu.

   Hizmete kazandırılan gençlerin bir kısmı o kadar samimi idi ki;  " Ruhumu zarfa koydum. Onu Hocaefendiye teslim ettim. Alın onu kendisine götürün. "  diyorlardı. Aman ya Rabbi ne büyük samimiyet ve ihlas! Bence bu noktadan sonra hizmeti sorgulamak gerekiyordu. Nitekim bu duygusal ve ölçüsüz teslimiyeti gördüğümde bunun doğru olmadığını sık sık söylerdim. Kayıtsız şartsız teslimiyetin yalnız ALLAH'a olacağını ifade ediyordum. Ama taassup başını alıp gidiyordu.

   Ben dahil insanların çoğu, bütün kusurlarına rağmen bu hizmetten hayırlı şeyler bekliyordu. Ne yazık ki, gün geçtikçe büyüyen bu hizmetin  lideri ve etrafındakiler tekebbür kaftanını giyip tevazu gömleğini çöpe attılar. Hatta onlardan birileri  herhangi bir sebepten dolayı hizmete iyi bakmayanlara " Devleti ele geçirdiğimizde görürsünüz! " gibi sorumsuz cümleleri kurma nezaketsizliğini gösterebiliyordu.

   Nihayet bir gün geldi ve hizmetin lideri F.Gülen'in sonu görülmeyen karanlık tünelin yolculuğu başladı. Rota Amerika'ya...Peki Avrupa rahat duracak mıydı? Asla! Evet gaddar, menfaatperest ve her zaman Müslüman kanını emen, servetlerini çalan batılı güçler çok önemli olan bu yolcuyu misafir diye karşıladılar. Onunla özelde Türkiye'yi genelde İslam ülkelerini vurmak için planlar kurmaya başladılar. Adı geçen lider de " Türk İslamı, ılımlı İslam " gibi tabirlerle diğer Müslüman kardeşlerini ötekileştirmeye başladı. Batı bu misafiri çok iyi karşıladı. Bir piyona ihtiyaçları vardı. Üstelik dini referansları en güzel bir şekilde kullanabilen birisidir bu misafir! Bu da Fethullah Gülen'den başkası olamazdı.

   Gülen, sözüm ona Amerika’ya tedavi için gitmişti. Meğer tedavisi mümkün olmayan bir hastalığa yakalanmış haberimiz yokmuş. Öyle acımasız bir hastalık ki zehirli meyvesini on beş Temmuz ikibin onaltı gecesinde verdi. Ruhlarını zarfa koyup Gülene teslim edenler ihanetin zirvesine çıktılar. Yani esfeli safiline...

   İzahı mümkün olmayan bir ihanet. Halktan aldıkları maaşla, devletin araç ve gereçleriyle halkı vurdular, bombaladılar, yakıp yıktılar. Ruhlarını HAK'ka değil Gülene teslim edenlerden başka ne beklenir? O ruhları Kur'an ve Sünnet ile belirlenen ölçülere teslim etselerdi böyle bir cinayet işleyebilirler miydi? Neticede de böyle bir zillete duçar olurlar mıydı?

   Gülen inatlaştıkça, devletine ve milletine karşı mütekebbirleştikçe, kendisini Hz. Musa’ya, muhterem cumhurbaşkanımızı Firavuna (haşa!) benzettikçe, Batılı güçler kıs kıs güldüler. Durmadan Gülen'e hava bastılar. O da elinden geleni sağ olmasın yaptı. Ne yazık ki, faturası çok çok pahalıya mal oldu. Aileler bölünüyor. Akrabalar parçalanıyor. Devlet zarar görüyor. Gülen ve ekibi ise Mehdinin çıkışını bekliyor. Heyhat! Bu ne aymazlık!

   En büyük nimetlerde biri olan güven ve istikrarın düşmanı olan bu darbecilerin cezası karşılıksız kalmayacağı kesindir. Aslında Allah cc bunu emrediyor. Nitekim Maide suresi otuz üçüncü ayette şöyle buyuruyor:

            "Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır."

   Bu meşum darbeye kadar Gülen ve hizmeti hakkında iyi niyet besleyenler, hala aynı kanaatı taşıyorlarsa bu cezadan vareste olmaları zor görünüyor. Ancak yapılmaya teşebbüs edilen darbenin ihanet olduğunu ikrar ettikten sonra tevbe edip devlete olan bağlılıklarını bir resmi belge ile tevsik ederlerse ağır cezadan kurtulmaları isabetli olabilir. Yaraların büyümesine de mani olur inşaallah. Bu konuda devlet ricalinin isabetli kararlar almasını Yüce Allah'tan diliyorum.

   Özetle şunu söylemek istiyorum. Ruhlarını F.Gülene teslim edenler yanlış adrese gitmişler. Ruhlar ancak Allah ve Resulüne teslim edilir. Kuran ve Sünnet ölçüleriyle beslenmeyen dindarlık iflasa mahkumdur. Fethi Gülen ve ekibine tevbe ve istiğfar tavsiye ediyorum. Kelime-i tevhidi getiren ve manasına kalben inanan birinin ebedi saadeti kaybetmesine gönlüm asla razı değildir.

   Ümmetin başı sağ olsun. İstikrar ve güven şehitlerine selam olsun. Ümmetimizi ve milletimizi koruyan Yüce ALLAH'a hamdolsun. Allah'a emanet olunuz.

Bu makale toplam 985 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi