Bugün; 27 Şubat 2024, Salı
Salih Sedat ERSÖZ
Metni küçült
Salih Sedat ERSÖZ
Öğretmenlerimiz ve Öğretmenlik Mesleği
Tarih : 2023.11.23  21:05:19

24 Kasım yıllardan bu yana Öğretmenler Günü olarak kutlanır. Bu günün nasıl ve neden öğretmenler günü olarak belirlendiği konusuna girmeden bu yazımızda öğretmenlik mesleği ve öğretmenlerimizle ilgili bir şeyler yazmaya çalışacağız.

Bendenizin de asli görevi öğretmen olması ve bu kutsal görevi 15 yıl boyunca yürütmem nedeniyle, bu gün öğretmen olarak hizmette bulunduğum yıllarımı hatırlamama vesile olmaktadır.

Öğretmenlik; sabır, hoşgörü, emek, sevgi, şefkat ve fedakârlık isteyen bir meslektir.

Öğretmenlik; toplumumuza yön ve şekil veren, çocuklarımızın geleceklerini tayin eden, bir ülkenin âtisi ile ilgili hayati bir konuda rol oynayan ve söz sahibi olmayı gerektiren çok önemli bir hizmet kapısıdır.

Öğretmenlik aynı zamanda Peygamber mesleğidir. Bütün Peygamberlerin görevi, gönderildikleri toplumu eğitmek ve onların doğru yola gelmelerini sağlamaktır.

Peygamberler, başka insanlara faydalı olmayı amaçlayan ve toplumların kurtuluşunu hedefleyen seçilmiş örnek insanlardır.

Böylesine kutsal bir görev ifa eden öğretmenlerimiz de elleri öpülmesi gereken saygın kişilerdir.

Öğretmen; evlatlarımızı eğitmeyi görev bilen, onlara rehberlik eden, yavrularımızı her türlü yanlıştan kurtararak doğruya ve güzelliklere yönelten ve onları hayata hazırlayan kimsedir. Öğretmen; bir milletin geleceğini yoğuran eğitim ordusunun önemli bir ferdidir.  

Bir milletin kalitesi eğitimi ile doğru orantılıdır. Eğitim - öğretim seviyeleri üst derecelerde olan milletlerin ömürleri de aynı derecede uzun ve verimlidir.

Bir milletin kalitesini ve ayakta kalma süresini belirleyen en önemli faktör o milletin eğitim seviyesidir. Eğitim seviyesini belirleyen de, eğitim ordusunu oluşturan öğretmenlerdir.

Öğretmenler, sadece eğitim-öğretim alanında değil aynı zamanda kültürel ve sosyal alanda da rol oynayan etkin kişilerdir.

Yurdun dört bir yanında bütün zorluklara göğüs gererek, sadece millete hizmeti ön planda tutarak görev yapan öğretmenlerimizin çaba ve gayreti her türlü takdirin üstündedir.

Öğretmenlerin eğitim yolu ile hedefledikleri; öğrencilerine, çevrelerine ve topluma faydalı olmak ve onların iyi birer insan olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Ülkemizin geleceğinde söz sahibi olacak olan evlatlarımızı teslim ettiğimiz, istikbâlimizin temsilcileri olan yavrularımızı şekillendiren, onların yetişmelerinde en büyük pay sahibi olan, böylece milletin geleceğini belirleyen saygıdeğer öğretmenlerimiz elbette yılda bir gün anılıp diğer günler unutulmaya terk edilecek insanlar değillerdir, olmamalıdır.

Bu sebeple öğretmenlerimiz sadece 24 Kasımlarda değil her an, her zaman hatırlanmalı ve onların maddi – manevi bütün sıkıntıları bir an önce giderilmelidir.

Ama en azından yılda bir defa da olsa hatırlanmak, öğretmenlik mesleğinin önemi, güzelliği ve problemlerinin ülke çapında konuşulur olması da hiç yoktan iyidir. Umarım öğretmenler günü, değerli öğretmenlerimizin maddi - mânevi yaşadıkları sıkıntılarının ortadan kalkmasına vesile olur.

Öğretmenlik gibi kutsal bir meslek erbabının zamanlarını sadece evlatlarımızın iyi yetişmesi yönünde harcaması gerekmektedir. Bu sebeple öğretmenlerimize her bakımdan rahat bir ortam sağlanmalı ve ellerine teslim ettiğimiz çocuklarımızın çok yüksek seviyede yetişmeleri hedeflenmelidir.

Öğretmenlerimizin kafa ve beyinleri kendi problemleri ile değil, sadece öğrencilerinin başarılı olması için çalışmalı ve yürekleri sadece bunun için atmalıdır.  

15 yıl boyunca severek, isteyerek ve benimseyerek yaptığım öğretmenlik mesleğinin, duygu dolu en güzel yanı, yıllar sonra herhangi bir yerde karşılaştığınız bir kişinin “hocam ben sizin öğrencinizim” diyerek elinizi öpmesidir.

İşte o an bütün vücudunuzun titrediğini hissettiğiniz ve kendinizi zirvede gördüğünüz andır. Yaşadığınız o kısacık an dünyalara bedeldir.

Öğretmen için en büyük mutluluk ve sevinç kaynağı, emek verdiği öğrencilerini yıllar sonra bir vazife başında görebilmesi ve ondan gerekli saygıyı alabilmesidir. Bendenizin de aradan yıllar geçse de zaman zaman bu tür güzel olaylarla karşılaşmam, duygularımı gizlememe engel olmaktadır.

Diyarbakır merkezde ve Çınar ilçesinde, o zamanki ismiyle Güneybağ’da ve daha sonra da Konya Meram Ortaokulunda yaşadığım öğretmenlik yıllarımı ve hatıralarımı nasıl unutabilirim?

O yıllar hayatımın en müstesna, en nadide anlarını yaşadığım yıllardır. Hâlâ görüştüğüm, sohbet ettiğim ve samimiyetle oturup kalktığım dostlarımın başında öğretmen arkadaşlarım gelmektedir.

Zaman zaman karşılaştığım öğrencilerim bana öğretmenlik yıllarımı hatırlatmakta en güzel duygularla bezenmemi sağlamaktadırlar.

Peygamberlik mesleği olan ulvi bir görevi ifa eden ve yeni nesillerimizi milli – manevi değerlerimizle donatmaya gayret eden öğretmenlerimize selam olsun. 

Her türlü zorluklar karşısında yılmadan görevlerini hakkıyla yerine getirmeye çalışan değerli öğretmenlerimize sağlık, huzur ve mutluluk içinde ve başarılarla dolu hayırlı bir ömür geçirmelerini diliyorum.

Aslında her anne baba da birer öğretmendir. Zira çocuk ilk eğitimini anne babadan alır. Genellikle çocuğun anne babasından aldığı eğitim, okulda öğretmenlerinden aldığı eğitim ve öğretimden daha etkili olmaktadır.

Şu anda Filistin konusu gündemdeki yerini koruduğu için oradan örnek vermek gerekirse; terör örgütü İsrail’in saldırıları sırasında evleri yıkılmış, anne babasını kaybetmiş ve omuzlarına çok ağır bir yükü yüklenmiş olan 8 -10 yaşlarındaki çocukların büyük bir sabır, metanet ve tevekkülle "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" anlamına gelen “Hasbünallahü ve nimel vekil” sözünü dillerinden düşürmediklerine şahit oluyor ve bu çocukları yetiştiren anne babalara gıpta ediyoruz.

Yine Filistin’den ibret ve ders alınacak bir örnek daha verelim:

Filistin’de enkaz altından 16 yaşında bir erkek çocuğunun cesedi çıkarıldı. Cebinden çıkan defterde “hafta boyunca işlediğim günahlar” başlığı altında şunlar yazılıydı: “Pazartesi abdestsiz yattım. Salı yüksek sesle güldüm. Çarşamba yatsı namazını vaktinde kılmadım. Perşembe futbol oynarken gol atınca kendimi kibirli hissettim. Cuma Peygamber Efendimize 1000 salât söyleyemedim, 700 salât edebildim. Cumartesi sabah zikrini unuttum.”

Bizim çocuklarımızın hatta kendimizin yapmasını gayet normal karşılayacağımız bu hasletleri yapmasını kendisi için günah olarak addeden ve şehit olarak Rabbin huzuruna giden Filistinli bu çocuğu yetiştirenlere, onun eğitim ve öğretiminde katkı verenlere bin selam olsun.   

Bu vesile ile başta merhum babacığım olmak üzere ebediyete irtihal eylemiş öğretmenlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet olsun.

Bu makale toplam 122 defa okunmuştur
Makaleyi Paylaş :
Yazarın Diğer Yazıları
Yazarın Tüm Yazıları

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi