Bugün; 09 Ekim 2026, Cuma
Kemendi'den ilgi çekici araştırma: Haşhaşiler
Tarih : 2014.03.06  14:20:44
Yazarımız Tarihçi Yücel Kemendi'den ilgi çekici bir araştırma yazısı: Haşhaşiler. Okuyalım, bakalım Başbakan'ın paralel yapılanmaya yaptığı Haşhaşiler benzetmesi uygun mu?

Kurucusu: Hasan Sabbah.

Aktif olduğu dönem: Eylül 1090 - 1273

Lider: Hasan Sabbah, Raşidüddin Sinan el-İsmaili

Amacı: Büyük Selçuklu Devleti'ni yıkmak.

Aktif olduğu bölge: İran ve Suriye

İdeoloji: İsmaililik, Nizarilik, Bâtınîlik

Haşhaşiler yada Haşhaşinler veya Haşhaşin tarikatı,  1090 yılında İsmaili din adamı Hasan Sabah tarafından kurulmuş bir dini tarikat ve siyasi bir örgüttür.

Şeytani bir zekaya sahip olana Hasan Sabbah İran’da Kum kentinde dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Hasan Sabbah, 17 yaşına kadar On iki İmam’cı Şii eğitimi almıştır. Zamanın önde gelen okullarında okuma şansı bulmuştur. Ailesiyle birlikte Rey şehrine gittiğinde burada Şii inancının önderleriyle temas etmiş ve Şiiliği benimsemiştir.

Tarikat, İsmaililik mezhebini temel alan Fatimiler devletinde dinsel bir hizipleşme sonucu ortaya çıkmıştır. Ortaya çıkan iki koldan biri olan Nizarilik kolunun temsilcisi olan Haşhaşin tarikatı önce İran, sonra da Suriye’ye yayılmıştır.

Kuşatılması ve ele geçirilmesi güç Alamut kalesinde örgütlenmiş olan Haşhaşin tarikatı, önemli kişilere yönelik suikastlara dayanan etkili bir askeri strateji geliştirerek Orta Çağ İslam dünyasında çok önemli ve farklı bir güç olarak ortaya çıkmıştır.

Haşhaşin tarikatı ideolojik açıdan dönemin Sünni siyasi ve dini çevrelerini, özellikle Abbasi Halifeliği ve onun koruyucusu olan Büyük Selçuklu Devletini düşman kabul etmiştir.

Başta Nizamülmülk olmak üzere Selçuklu yetkililerinin, Sünni Abbasi din görevlilerinin ve Selahaddin Eyyubi”ye  suikast girişiminde bulunmuşlardır.

Hasan Sabbah kendilerinin dışındaki Tüm din adamlarının yalancı olduğunu savunur. 

Hasan Sabbah hakkında yazılan birçok popüler eserin aksine konuyu bilimsel yöntemle değerlendiren eserler de mevcuttur. Bunlardan en önemlisinin yazarı Farhad Daftary’ye göre Hasan Sabah esrar, haşhaş, intihar fedaileri, bakirelerin gezdiği bahçeler efsaneleri türetilmiştir. Gerçekte var olan ise sağlam bir örgütlülük yapısına dayanan bir vurucu güçtür.

Birçok insan nerden çıktı bu Haşhaşiler diyebilir,

Birçok insanda bunu çıkaran Başbakanı eleştirebilir. 

Tarih İncelenmezse ve ders alınmazsa tekerrür eder. Çünkü tarihte yaşamış bazı şahıs ve örgütler günümüzdeki bazı şahıs ve cemaatlere benzeyebilir.

Tarihi  olaylar kendi zamanı içerisinde değerlendirilmelidir bu tarihin olmazsa olmazıdır, ancak, tarihteki benzerlikleri yok sayarak ta bir yere gidemeyiz.. Geçmişin araştırılması günümüzdeki problemin giderilmesine yardım eder ve mücadele verenlere zaman kazandırır.

Bu bakımdan Sayın Başbakan’ın bugünkü problemi aşarken Haşhaşileri hatırlaması ve o günkü olayları incelemesi kadar doğru bir yaklaşım olamaz.

Bu tarikatın kurucusu Hasan Sabah ın ve tarikatın bugünkü olaylarla ne ilgisi vardır? Bunu da yazımızı okuyan okuyucularımıza bırakmak istiyoruz,

Yukarıda da yazdığımız gibi Haşhaşinler veya Haşhaşin Tarikatı Şii bir “din adamı” olan Hasan Sabbah tarafından İran’da, kurulmuş sonra Suriye’de yayılmış siyasi bir örgüttür.

Hasan Sabbah, günümüze kadar tarihin tespit ettiği en vahşi, en acımasız, aynı zamanda en plânlı-programlı terör örgütünün başıdır

1034 - 1124 yılları arasında yaşamış Bazı iddialara göre Nizam-ü Mülk, Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah birlikte aynı sınıfta öğrencidirler ve kim hayatta en çabuk yükselirse diğerlerine yardım edecektir diye anlaşmışlar.

İşlerinde en zeki olan Hasan Sabah kısa zamanda bir baltaya sap olamayınca Arkadaşı Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk’e başvurur ve sarayda önemli görevlerde bulunur,

Sarayda entrikalarını devam ettirince veziriazam Nizamülmülk, Hasan Sabah”ı saraydan atar. Bunu içine sindiremeyen Hasan Sabbah Alamut Dağı’na çekilir ve bu dağın zirvesine dünyanın ilk terör merkezini ve sahte  cennet i kurar.

Ve kendine taraftar toplamaya başlar aynı zamanda da güçlü olduğunu yenilmez olduğunu göstermek için değişik yollar dener

Haşhaş kullanımı:  Suikast Timleri kurmak için militanlarına haşhaş vererek onların zihinlerini avucuna alır

Gösteri amaçlı intiharlar: Hasan sabbah ın Misafirleri (genel olarak düşmanları) Alamut Kalesi’ne gittiklerinde Hasan Sabbah onları etkilemek ve müritlerinin kararlılığını göstermek için kalenin yukarısında duran müritlerinden üçüne işaret ederek aşağıya atlamalarını ister, onlar da hiç tereddüt göstermeden atlayınca misafirleri bu olaydan oldukça etkilenirlerdi

Cennet Bahçeleri: Hasan Sabbah’ın tarikata genç kazandırmak, kazandığı gençleri isteği doğrultuda çalıştırmak için, Alamut kalesinde sahte bir cennet oluşturmuştur.

Zamanın Büyük Selçuklu sultanı  Melikşah ve Moğol İmparatoru Cengiz Han, Hasan Sabbahı yok etmek için fazlasıyla uğraşmışlarsa da başaramamışlardır.

Gençlerin dini duygularını kullanarak, cennet le kandırarak, yanına aldığı müritlerinin beyinlerini yıkayarak, haşhaşla uyuşturup Kimini propagandist, kimini diplomat, kimini tüccar kimini de terörist olarak eğitmiştir.

Gençler kendilerine verilen görevi yerine getirmek için deli gibi çalışırlar, eskiler yenilerin abisi hocası olurlardı. Her yetişen elemanın İlk hedefi Büyük Selçuklulardı. Devleti zayıflatmak için yöneticileri iftiralarla kirletirler ve toplumun gözünden düşürürlerdi.  Devletin içine soktuğu elemanlarıyla kaleyi içten fethetmek için çalışırlardı.

Büyük Selçuklu yöneticileri ilk zamanlar devlette görev almak isteyenlerin dindar görünümünden dolayı hiç şüphelenmediler, onların devlet hiyerarşisinin emrinde değil, Alamut Kalesi’nin emrinde çalıştıklarını anlayınca da iş işten geçmiş oldu

Haşhaşin Örgütü’nde ağır bir disiplin ve hiyerarşi hakimdi, her mürit liderine ölesiye bağlıydı. Tabiî ki o dönem Fitne gizli kaldığı ölçüde etkili oldu devlet içindeki müritlerin marifetleri fark edilince Hasan Sabbah’ın etkisi kırılmaya başladı.

O da daha fazla hırçınlaştı acımasızca  suikastlara yöneldi. Yüzlerce devlet adamı beyni uyuşmuş iradesi elinden alınmış katiller, Sahte Cenneti hayal ederek adam öldürmeye başladılar.

Haşhaşiler, tüm çalışmalarda eskiden görülmemiş farklı taktikler geliştirmişler ve kullanmışlardır. Propagandalarında hep dini farklılıklarını gündeme getirmişler kendilerinin diğer tarikatlardan çok farklı olduğu düşüncesiyle, yandaşlarının farklı alanlardaki sayısını sürekli artırırken, askeri taktik olarak da suikasta yönelmişlerdi.

Siyasi yönden, sosyal yönden, ekonomik yönden, hep güçlü oldukları fikirlerini yaymışlar bu gücün karşısında durulamaz inancını yerleştirmek istemişlerdir.. Ancak zaman içinde gücünü milletten almayan hiçbir gücün uzun ömürlü olamayacağı fikri anlaşılmıştır. Tabiî ki bu arada birçok Büyük Selçuklu devlet adamı ve  Selçuklu devletinin muhteşem veziri Nizamülmülk suikastlarda şehit edildiler.

Hasan Sabahın müritleri Suikastı gerçekleştirdikten sonra kesinlikle kaçmaz cennete ulaşmak için birilerinin kendisini parçalamasını beklerdi.

Hasan Sabah; 1124 yılında öldüğünde arkasında güçlü bir silahlı örgüt ve sadece İran’da değil tüm Mezopotamya’da korkulur bir askeri ve siyasal güç bırakmıştır. 

Tarikat Moğol istilası yıllarına kadar ayakta kalmıştır. Alamut kalesi ise 1256 yılında civarına gelen Moğol komutanı Hülagû Han tarafından normal yollardan ele geçirilemeyince; o yıllarda yeni keşfedilen petrol; kalenin bulunduğu tepenin altına tüneller kazılarak ve bu tünellerin de içlerinde petrol havuzları oluşturularak ateşe verilerek patlatılmış dolayısıyla da imha edilerek kale ele geçirilmiştir.

Taraftar bulma yöntemleri;

HASAN SABBAH”ın yandaş toplama yöntemlerinden sadece bir tanesinden bahsetmek istiyorum.

Alamut kalesinden yola çıkmış iyi giyimli gösterişli dini bilgisi yüksek görünümlü  bir atlı süvari, ilk uğradığı köyde bir dağ başında hayvanlarını otlatan çobana yaklaşırdı. Selam dan sonra yanında getirdiği yemekleri yedirir içirir (yemekler arasında mutlaka pilav olurdu)  ve bir saat Hasan Sabbah ı ve onun sahte cennetini anlatırdı.

Sonrada, yemeğin arasında yedirdiği haşhaşla genci uyutur, atına aldığı genci Alamut kalesinde oluşturulan sahte cennete bırakırdı.

Gözünü açan genç dağ başında kendisine anlatılan her şeyi burada yaşamaya başlardı,

uzun boylu sarıklı sarığın ön tarafında gece ışık veren değerli taş olan Hasan Sabbah bu şahsa görünür, bu uğurda mücadele edenlerin yerinin bu cennet olduğunu söylerdi. Birkaç gün yedirilen içirilen ve cennetin tüm  imkanlarından yararlanan genç yine aynı metotla uyutulur ve alındığı yere bırakılırdı.

Bu genç bu yaşadıklarından sonra Hasan Sabbah için ölmenin yollarını arar ve kapasitesine göre bir alanda görevlendirilir ve ondan eylem beklenirdi.

Bu haber toplam 1577 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
GÜNCEL

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi