Bugün; 19 Ağustos 2018, Pazar
Kudüs Düşerse?...
Tarih : 2018.01.23  10:24:23
Prof. Dr. Kudret Bülbül''ün TRT Dış Yayınlar için yazdığı “Kudüs Düşerse?..” isimli makalesi, ses dosyası ve metin dosyası olarak 30’dan fazla dilde yayınlandı. İşte o makale:

  Yavuz Sultan Selim’in 1516’da fethinden sonra 1917’ye kadar 401 yıl boyunca Osmanlı Barışı (Pax Otomana) içerisinde farklı dinlerden bütün insanların barış ve huzur içinde yaşadığı kent…

  Öyle ki o uzun yüzyıllar süren barış dönemlerinde, bugünkü algının tersine, Mekke ve Medine ile birlikte, Kudüs Ortadoğu’ya; Ortadoğu’dan da dünyaya huzur ikliminin yayıldığı mekanlardan biri olmuş. Bugün ise İsrail’in kan gölüne çevirmesi ve yaşanan diğer gelişmelerle birlikte, Ortadoğu bazılarınca “bataklık” olarak anılıyor.

  Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kudret BÜLBÜL’ün konuyla ilgili değerlendirmesini sunuyoruz...

     ABD’nin Kudüs Kararı ve tepkiler..

   ABD’nin, kendi iç politik tartışmalarının bir uzantısı niteliğinde, Kudüs’ü tek yanlı olarak İsrail’in başkenti ilan etmesi karşısında bütün dünya birleşti. BM’de, açık, kaba ve saygısızca tehditlere rağmen, örneği pek görülmeyecek şekilde, bütün ülkeler bu karara karşı onurlu bir duruş sergilediler. Güvenlik Konseyi’nde, 14’e karşı 1 ile ABD yapayalnızdı. Genel Kurulda, ABD dışında, sadece 8 ülke bu şantaja boyun eğdi. İslam Dünyası, AB Ülkeleri, Afrika, Latin Amerika, Uzak doğu ülkeleri, örneğine az rastlanır bir biçimde birlikte hareket etti.

  ABD ve İsrail’de de olmak üzere hemen hemen bütün ülkelerde, insanlar bu kararı protesto ettiler. İnsanlık adeta sağduyuda birleşti.

  Burada İslam İşbirliği Teşkilatı’nın dönem başkanı olarak, Türkiye’nin öncü rolüne de işaret etmek gerekir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AB liderleri, Putin, Papa ve diğer yetkililer ile görüşmesi ortak bir duruş sergilenmesi açısından son derece önemliydi.

  Kudüs, kendi arasında pek çok sorun bulunan Müslüman ülkeleri de yeniden birleştirdi. AB ülkeleri ile Müslüman ülkeleri de tekrar ortak bir hedef etrafında buluşturdu.

  ABD’nin Kudüs kararı, dileriz Filistin konusunda küresel bir farkındalık oluşmasına da katkı sağlar. Bu karara karşı sağlanan global mutabakat, Filistin’de zamana yayılmış etnik temizliğin görülmesine ve bölgede hak temelli bir yaklaşımın egemen olmasına vesile olur.

Dünya Direnmeseydi? Ya da Kudüs Düşerse…

  ABD’nin Kudüs kararı, şer gibi görünen şeylerden hayır da çıkabileceğinin en güzel örneklerden birisidir. 

  Eğer direnilmeseydi, Rahmetli Başbakan Erbakan’ın sürekli dikkat çektiği şekilde, İsrail, bölge ülkelerinin topraklarını da içine alan, Dicle ve Fırat’a kadar uzanan Arzı Mevut ideali için çok daha fazla cesaretlenecekti. Bugün bu hali ile bölge ve insanlık için yarattığı tehdit düşünüldüğünde, “Büyük İsrail”in yaratacağı tehdit daha iyi görülecektir.

  Arzı Mevut ideali peşinde koşan ve kendilerinin seçilmiş ırk olduğunu düşünen Siyonist Yahudilerin yaratabileceği tehdidin herhalde en fazla böyle düşünmeyen, ırkçı ve faşist olmayan Yahudiler farkındadır. Hitler’in Almanların “üstün ırk” olduğuna dair Nazizm ideolojisinin insanlık için nasıl bir bela olduğu hafızalardadır. ABD’nin Kudüs kararına direnilmeseydi, benzer bir “seçilmiş ırk” ideolojisi çok daha fazla cesaret bulacaktı.

  Kudüs kararı karşısında AB ve İslam ülkelerinin ortak tepki vermesi, son zamanlarda gittikçe gerilen İslam ve Batı ilişkisinin mutlaka karşıtlık üzerinden kurulmasının gerekmediğinin bir kez daha görülmesini sağladı.

  ABD’nin kararına karşı direnilmeseydi, haklının değil, güçlünün hakim olduğu bir dünya anlayışı çok daha güçlenecekti. Mazlum coğrafyaların haksızlıklar karşısında direnme gücü büyük yara alacaktı.

  Kudüs konusunda küresel bir gayret gösterilmeseydi, öğrenilmiş çaresizlik çok daha güçlenecek, çaresizlerin geleceğe dair umutları çok daha kararacaktı.

  Bu karara karşı insanlık sadece seyirci kalsaydı, İsrail Askerlerine karşı kahramanca direnen, Filistin’in onurlu kızı Aheed’in gözlerine nasıl bakılabilirdi?

  Gazze’de Filistinlilerin evlerinin yıkılmaması için direnirken, İsrail buldozerlerince ezilen henüz 24 yaşındaki Amerikalı barış aktivisti Rachel Corrie’nin ismini anmaya kimin yüzü olurdu?

Nazizm tekrar gelmemeli, Yahudi nazizmi engellenmeli..

  Peki sadece burada kalmak yeterli mi?

  Elbette hayır. Çünkü Kudüs düşerse, yukarıdaki bütün olumlu şeyler ters yüz olacaktır.

  Kudüs’ün düşmemesi için, en fazla özgürlükçü Yahudiler direnmelidirler. Aksi takdirde ilk kaybedenler onlar olacaktır. Alman Nazizminde ilk kaybeden, özgürlükçü Almanların olması gibi. Alman Nazizmi ile insanlık çok ağır bedeller ödedi. Yahudi Nazizmi ile tekrar aynı şeyleri yaşamamalı.

  Görüldüğü gibi Kudüs meselesi, sadece Müslümanların, Hristiyanların, Yahudilerin meselesi değildir. Kudüs meselesi bir insanlık meselesidir.

  Çünkü Kudüs düşerse, vicdan düşer, adalet düşer, insanlık düşer..                                                  

Bu haber toplam 381 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
GÜNCEL

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi