Bugün; 21 Ekim 2018, Pazar
Ufuk Turu oturumları devam ediyor
Tarih : 2018.05.11  09:34:21
Bursa’da düzenlenen 15. Ufuk Turu Toplantısının 2. Paneli, “Değerler ve Dünyevileşme” adı altında yapıldı.

Bursa’da düzenlenen 15. Ufuk Turu Toplantısının 2. Paneli, “Değerler ve Dünyevileşme” adı altında yapıldı.

Oturum Başkanlığını Prof. Dr. Saim Kılavuz’un yaptığı oturumda ilk konuşmacı Dr. Öğretim Üyesi M. Esat Altıntaş, “Değerler Eğitimi ve Dünyevileşme” konusunda yaptı.

Altıntaş özetle şunları söyledi:

“Değerler, bireylerin yaşantılarını yönlendiren bir pusuladır. Değerlerin bozulması bir çok problemin ortaya çıkmasına sebep olur. Değerler eğitimi ile bu problemlere çözümler aranır.

Düşünüyorum o halde varım demek, düşünüyorsam o zaman değerlerimi de kendim inşa ederim demektir.  

Dine göre, din ile ahlak arasında bir fark yoktur. İslâm ahlakı eğitiminde değerler eğitimi dinden bağımsız olamaz. Değerler eğitimi dini bir temelle verilirse yararlı olur. Değerlerin kaynağı bireyin kendisidir.”

İkinci konuşmacı Prof. Dr. Bayram Ali Çetinkaya’da “Değerler aşınması ve dünyevileşme” konulu sunumunda  özetle şu görüşlere yer verdi:

“Modernizm bize bir kavram hediye etti. Empati. Halbuki bizim değerlerimize ait kavram diğergamlıktır. Daha ileri boyutta başka bir kavram İsar’dır. İsar başkasını kendisine tercih etmektir.

Kalıcı değerlerin modernizmle yer değiştirmesi, bizim değerlerimizin içini boşalttı. Değerlerin yitirilmesi ile dostluk, arkadaşlık, akrabalık, kardeşlik bağları yok oldu. Bunların yerine psikoloji, psikiyatri kavramları yerleşti.

Psikolog sizi dinliyor. Tıpkı arkadaşınızın, kardeşinizin, dostunuzun, akrabanızın dinlediği gibi dinliyor. Psikiyatrist ne yapıyor? Mutluluk ilacı veriyor. Halbuki gerçek mutluluk ailede, kardeşliktedir.

Hala, teyze, dede, amca, dayı aile ocaklarıdır. Bunların davranışları çocuklara değerleri aşılıyor, aktarıyor. Bunlardan uzaklaşma bunalımlar oluşturuyor.

Ben artık aramam, bir de o arasın anlayışı bizim değerlerimize aykırı bir anlayıştır.  Bizim anlayışımızda aramayanı aramak, gelmeyene gitmek, vermeyene vermek, zulmedeni affetmek vardır. Misilleme yapmak bizim değerlerimize terstir. Yardım isteyene yardım etmek gerekir.

Vermek yerine haram helal demeden hep almak anlayışı dünyevileşmenin gereğidir. Dünyevileşmenin fotoğrafı; çocuklar kreşte, ana babalar huzur evinde olarak ortaya çıktı.

Bizim medeniyetimiz ütopya yani hayal dünyasında değildir. Bizim medeniyetimiz bunları gerçekleştirmiştir. Bizim medeniyetimizde Camiler külliye şeklinde birer hayat merkezleridir.

Bizim, değerlerimize uygun en güzel yaptığımız iş infaktır. 3 milyon Suriyeliye 30 milyar dolar harcamak, muhacire sahip çıkan ensardan farklı olmadığımızın göstergesidir. Bunu dünya anlayamıyor.”

Bu oturumun üçüncü konuşmacısı Prof. Dr. Saffet Köse idi.  Saffet Köse, “Aile ve Dünyevileşme” konulu sunumunda özetle şunları söyledi:

“Dünyevileşme bize dışarıdan dayatılan bir şey ama biz kendi içimizde de dünyevileştik. Dünyevileşmeye mutlaka bir çıkış noktası bulunuyor. İbadetlerimiz bile dünyevileşti. Namazı spor, Orucu diyet, Haccı gezi, Kurbanı et, Zekatı iyilik yapma olarak anlamaya başladık.

İbadetler insana mutluluk verir. Namaz, Oruç, Hac, Zekat usulünce yerine getirildiği zaman insan mutlu olur, huzurlu olur. Zekatı kırkta bir vermek en alt sınırdır. Ne kadar fazla verirsen o kadar mutlu olunur.

Fransızların söylediği bazı Ayetlerin çıkarılmasını biz zaten gerçekleştirdik. Onlar yüksek sesle ifade ettiler.

Ailedeki temel sorun modernizmin kopardığı parçaları tekrar değerlerimize uygun olarak inşa etmektir. Aileyi koruyacaksak değerlerimizi korumamız gerekir. Çocuk merkezli aileden ana baba merkezli aileye geçmemiz gerekir.

İdareci yetki kullanan değil, kahır çeken, naz çeken kişidir.

İtaat kölelik değil, istişare sonunda verilen karar uymaktır. İstişare sonunda konsensüs sağlanmışsa o uygulanır, sağlanamamışsa yetki kimde ise onun kararına uymaktır ama mutlaka istişare vardır.

Modern kültür çatıştırıyor. Erkek ile kadını, ana baba ile çocukları çatıştırıyor.

Toplumda Adalet değerdir. Adalet herkese hakkını vermektir. Muhabbetin olduğu yerde zulüm olmaz ve adalete ihtiyaç kalmaz. Çünkü muhabbet herkese hakkını vermeye yeterli olan bir kavramdır.

Bir toplumun varlığı ailede başlar. Aile olarak modern kültürün kopardığı parçaları yeniden birbirine bağlamamız gerekiyor.”

Bu oturumun son konuşmacısı yazar Sema Maraşlı oldu. Sema Maraşlı, “Cinsiyet rollerinin değişimi ve dünyevileşme” konulu ve oldukça ilgi çeken sunumunda özetle şunları söyledi:

“Feminist dernekler, aileyi ve çocuklarımızı bozmak için canla başla uğraşıyorlar.

Allah, “sizi birbirinizi farklı noktalarda üstün yarattık” buyuruyor. Erkek ve kadınların birbirlerinden üstünlükleri var. Ama bu ayetleri görmek istemiyoruz. Çünkü feministlerin dayattığı erkek kadın eşitliği kavramı daha çok hoşumuza gidiyor.

Cinsiyetin bozulması, kadınların bozulması ile başladı. Daha sonra erkeklerde de ciddi anlamda bozulma oldu. Son 10 -15 yılda çıkan kanunlar aileyi yıkmaya yarayan kanunlardır. Her yıl 130 bin erkek evinden atılıyor. Bir kadının kocası için bana kötü davranıyor demesi, erkeğin 6 ay evden atılması için yeterli oluyor.

Evden, hayvan haklarına aykırı olduğu için kediniz, köpeğiniz varsa onları dışarı atamazsınız. Bugün, bizim hukuk sistemimizde erkeğin kedi, köpek kadar değeri kalmamıştır.

Kadının hakları var ama sorumlulukları yok. Modernizmi eleştirmiyoruz, dini ona uydurmaya çalışıyoruz.

Yalnızlık bu çağda Avrupa’nın en büyük vebası. Biz de ona doğru gidiyoruz. Evlenmemekle, evlenip boşanmakla yalnızlığa gidiyoruz.

Feministler çok çalışıyor. Kim çalışırsa takdir ediyorum.

Kadının letafet, nezaket, zerafet, yumuşaklık gibi güçleri varken bugün kadına farklı bir güç verilmeye çalışılıyor.

Kadın erkek arasındaki çekiciliği sağlayan şey cinsiyet farklılığıdır. Çekicilikte bozulma varsa ya erkekler kadınlaşmış, ya da kadınlar erkekleşmiştir.

Kadınlar fıtrata uygun olarak güçlü bir erkek görmek isterler ama feministler bunu bozmaya çalışıyor.  Feminizm şöyle bir mantık yerleştirmeye çalışıyor. Erkek, kadının her dediğini yapmalı, yapmıyorsa evden atılmalı ve 6 ay sokakta kalmalı. Evden atılan bir erkek nereye sığınır? Onu sokakta yaşamaya mahkûm ediyorsunuz.

Kur’an da erkekler “kavvam” olarak geçiyor. Koruyan, kollayan, gözeten.

Ezilmekten korkan her kadının imani problemi var demektir.

Emanetçi olan erkektir. Kadının, erkeğe emanet olmayı kabul etmesi lâzım. Çünkü Allah böyle istiyor. Erkeğe emanet olmayı kabul etmeyen kadının Allah’a karşı güvensizliği veya inançsızlığı var demektir.

Aile dinin yaşandığı yerdir. Aile içinde gündüz çalışan, akşam doktora veya yüksek lisans yapan ve kocası ile çocukları ile görüşemeden yatan kadınların sayısı gittikçe artıyor. Kadınlar erkeklerin yaptığı şeyleri değil, yapamadıkları şeyleri yapsın.

Kadınlar güç diye zehirleniyor. Güç adı altında ne kadar yük varsa kadınlara yükleniyor. Rabbimizin bize verdiği güç bize yeter.”

Oturumlara devam edilecek.

Bu haber toplam 376 defa okunmuştur
Haberi Paylaş :
GÜNCEL

YAZARLAR
HAVA DURUMU

NAMAZ VAKİTLERİ


EN ÇOK OKUNANLAR
FACEBOOK
ANKET
Yeni Arayüzümüzü Beğendiniz mi ?
Evet
Hayır
  
FOTO GALERİ
VİDEOLAR
Copyright © Doğruses - Konya haberleri   |
|
Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım ve Yazılım : Genç Online Türkiye'nin En iyi 1 oyunlar1 sitesi